...VE O "KISKANÇ BATI" MARS'A GİTMEYİ BAŞARDI

Mehmet CANBOLAT Yorumluyor:

ELİN BATILI GAVURU, İŞTE GİTTİ BİLE MARS’A…
İYİ Mİ! DUBLE YOLDA KALDIK; BİZ YİNE YAYA… 

Bir ülke düşünün.
Gelişme hızında kimseler tutamıyor onu.
Dış güçler, akıllarınca fitne üretiyorlar.

Yok insan haklarıymış, yok demokrasiymiş, efendim; yok hukuk devletiymiş… Cart curt.. yani… Hikayeden teyyare...

Bir ülke düşünün.
Her gün büyük bir azimle, yeni bir duble yolu hizmete açıyor.
Her ay pırıl pırıl bir havaalanı veya dev hastaneler hizmete sokuluyor.
Her yıl biten devasa köprüler ile, bölgeleri birbirine bağlıyor.

Batı ne yapıyor? Ne yapsın!
İşleri güçleri fesat şu dış güçlerin.
Hazımsızlık sorunları var, hazımsızlıııkkk.
Yemin billah, kıskanıyorlar bizi, kıskanıyorlaaaarrr… Çekemiyorlaaarrr…

Biz köprülerle, hastanelerle, duble yollarla, millet bahçeleri ile Lale Devri misali pembe tablolarl, milletimizin birlik ve bütünlüğüyle mutluluk oyunu oynarken, dünyanın bazı sinsi milletleri, farkında olamadığımız birşeylerle meşguldu.

26 Kasım 2018 gecesi, Batı dünyası tarihi bir olaya yoğunlaşmıştı.
Batılı şer odakları, büyük olasılıkla dünyayı sömürmesi yetmiyormuş gibi, şimdi de tutup, uzaydaki gezegenleri işgal etme planları yapıyordu.

Adı „Insight“ olan bir NASA Robotu, 6 aylık bir yolculukla gidip, taaaa Mars’a ayak basıverdi.

Bir aygıtı hayalinizde canlandırın ve düşünün şimdi.

Görüntüsüne bakılırsa, hani beş-on kişi yanyana, kolkola tutunsa, bu örümcek gibi demir yığınının etrafını sarabilir inanın. O kadar basit görünüyor yani.

Ama bu, bugüne değin çizgi filmlerden belleğimize yer etmiş modelli giz aygıt, ne yaptı biliyor musunuz?

Bu uzay aracı, ön ayaklarından birine bağlı „InSight“ denilen, benim ise sadece matkap-boru diye tanımlayabileceğim bir aleti götürüp Mars'a, yani dünyamızdan 485 milyon km uzaklıktaki bir noktaya, şükür ki, sağsalim bıraktı.

Hem de insansız, pilotsuz hareket eden bu robot, seyahatini tam da planlandığı biçimde, dakika falan demiyorum; saniyesi saniyesine tamamlamış oldu.

Yolda, örneğin Aksaray’da Orhan Ağaçlı tesislerinde ne bir çorba molası var; ne de çay ve ihtiyaç arası…

Tekrar ediyorum: 485 milyon km uzaklıktaki Mars gezegenine 6 ay süren bir yolculuk bu. 

Peki, ne demek oluyor şimdi bu?
Şöyle düşünelim.

Dünyamız; bilimsel veriler beni yanıltmıyor ise, tüm çevresi 40 bin km uzunluğunda bir gezegen. Yanlışsa, beni düzeltebilir.

Yani bu çılgın robot gezginin Mars’a seyahati, dünyayı 10 milyon kez dolaşmanızla eşanlamlı oluyor.

Bu kadar basit. Yani Mars’a gidebilmek için, dünyanın etrafında tam 10 milyon kez gezmeniz gerekiyor.

Televizyon başında dinleyince, inanamadım. Aklım almadı çünkü.
Bu kez gece yarısı oturup, satır satır okudum.
"Olmaz böyle şey!" diye isyan ettim.

Çünkü, duyduğum ve okuduğum şeyler, itiraf edeyim, uzay ve araştırmalar konusunda, kendi kabuğunda ezilmişlik duygusu içindeki beni aşan şeylerdi.

Nasıl olur? dedim. Olur mu böyle şey!
Ya doğruysa?… Yoksa… Yaaa.. Hmmm… diye gitgellere sürükleniverdim birden.

Belki inanmayacaksınız ama, bu insansız araç, yani O kıskanç Batılı gavurun icadı ve tam 360 kg ağırlığındaki bir robot, dünyayı 10 milyon kez dolanmış gibi bir yolculukla, tam 485 milyon km yol alıyor.

6 ay durmadan uçuyoooor ve geliiiip, aylar öncesinden planlandığı gibi, akıllı Alman trenlerinin dakikliğini solda bırakacak kadar, tam da milimiline vaktinde, geleceğin habercisi Mars gezegenine ayak basıyor.

Bir diğer deyişle, saatte 19 bin 800 km hızla uçan bu robot, Mars’a inerken, bu süper yüksek hızdan sıfır hızına, sadece 6 dakikada inmeyi başarıyor. Unutmayın, pilot-milot da yok. Herşey, akıl sır ermeyen, hani o kıskanç Batılı gavurun icadı, bilgisayar sistemiyle…

Daha açık bir deyişle, o robotun ucundaki Alman buluşu sondaj amaçlı matkap-boru, 6 dakika içinde paraşütle aşağı fırlatılıyor ve Tanrı’ya binlerce kere şükürler olsun ki, planlandığı gibi ayaklarının üzerine zamanında, kazasız, belasız iniş yapıyor.

NASA merkezi kadar, Almanya ve Fransa’daki izleme üslerinden de büyük coşkuyla takip edilen bu tarihi yolculuğun eriştiği nokta, bilim insanlarının birbirine sarılarak kutlamasıyla devam ediyor. Gözyaşlarını saklayanlar bile var.

Bu fotoğrafa bakılacak olursa, Batı dünyasının kendini bilime adamış insanlarının artık mutluluğu, köprüde, duble yolda, hastanede aramaya vakti yok ki…

Zaten onlar bu tür ihtiyaçlarını çok önceden karşılamış.

Biz devam edelim.
Bu arada, „InSight“ ise, 6 aylık yolculuk yetmiyormuş gibi, yine boş durmuyor ve ayağının tozuyla, ilk fotoğrafları da yeryüzüne yolluyor.

Robotun ucunda bulunan ve bizim o gavur Almanlar’ın icadı olan 40 cm uzunluğundaki bir matkap-boru ile, bu gizemli gezegendeki toprağın su sıcaklığını da ölçecekmiş.

2 yıllık bir bilimsel araştırmayı hedefleyen projenin maliyeti ise, sıkı durun; 650 milyon Euro.

Peki bütün bunlar niye? Merak ettim. Sordum soruşturdum. Kafam iyice karışmaya başladı.

Çünkü şu Gavur Batı’nın niyeti gerçekten kötü.

Eldeki ilk bilgilere göre, Mars’ta canlı yaşamı için gerekli oksijenin varolduğuna inanılıyor ve ilk bulgular gelecek açısından umut verici.

Kimselere söylemeyin. Bu gavurlar aslında, bize çalışıyor. Ama yine de biraz öfkeliler. Niyetlerinde kıskançlık izi var.

Bu yüzden kafaya koymuşlar.
„Siz köprü, duble yol yaparsınız da, biz Mars’a gitmez miyiz? der gibi…

Aramızda kalsın. Adamlar, hani hiç belli etmeseler bile, ben anlıyorum. Bu Batı var ya, bu Batı, gerçekten bizi kıskanıyor.

İçi içini yiyor. Adamlar oturup kafa da yormuş ve: „2024’te, ben Mars’a insan götürmez isem, namerdim“ diyor. Hesap kitaplar da başlamış.

İyi mi? İlk etapta 109 metre uzunluğunda bir uzay gemisi tasarlanmış ve aklını henüz peynir ekmekle yememiş 12 kişi, şimdiden Mars yolcusu olacak. 

Beraberinde 2500 top yiyecek. Bir hafta tatil. Gel keyfim gel!

Kişi başı Mars tatili fiyatı, kahvaltı dahil, 200 bin Dolar.

Bir hesapları daha var ki, düşman çatlatan. Belli ki, bizi kıskandırmak istiyorlar. Ne sinsidir onlar, ne sinsi… Kıskançlıklarından, ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Uzayda, ikinci etapta 250-300 kişilik bir koloni köy kurulması da, tasarlanıyor. Bunun altyapısını kurmak için „SPACEX“ adlı bir şirket bile hazır ve bu şirket, Mars’ta yaşam merkezleri için altyapı çalışmalarına yakında başlayacak.

Bilmem anlatabildim mi?

Biz yine dönelim, 26 Kasım 2018 gecesine…

NASA’nın dünyanın ve evrenin geleceğini yeniden okumak anlamına da gelebilecek bu tarihi projeye öncülük eden ve imza atan Amerika ama, o „Insight“ denen ve matkap diye nitelediğim robot boru var ya; onu yapan ise kim biliyor musunuz?

Ayetlere göre göre değil, bilimsel kurallara göre düşünen, üreten Alman teknolojisi. Projenin bir diğer ayağında ise Fransız bilim adamları yer alıyor.

Yani bu adamlar, oturmuşlar, dünyanın geleceğini okuyabilmek için, Mars’tan toprak örneklerini alıp inceleyecekler.

Eeeee? N’olmuş yani?

Orasını bilemem. Bilseydim, o kadar akıllı olsaydım, herhalde köprümüz duble yolumuzu engellemek isteyen Batılı için: „Bu adamlar bizi kıskanıyor. Büyümemizi istemiyor“ diye düşünmez ve onların yanında olurdum.

Onlar bilim dünyasına yönelsin, boş işlerle meşgul oladursun, benim tapu gibi imanım var.

Onu bilir, onu söylerim…

Batı bizi kıskanıyoooor arkadaaaaşşş…
Kııısss - kaaanııı - yooorrrr…

Sizin O Marsınız, mırsınız varsa, bizim de köprümüz, hanımız, hamamımız vaarrr... 
Cennetimiiiizzz vaaarrrr... Sizin ise yolunuz, ahaaaaaa Mars'a kadaaarrr...

Mehmet CANBOLAT Yorumladı.
Toplum Gazetesi/ALMANYA (YazıYorum: 28 Kasım 2018)

HABERLER