UMUDUN VARSA, VARSIN. YOKSA NİYE VARSIN?

Mehmet CANBOLAT Yorumluyor


UMUDUN VARSA, VARSIN!


"... Hayatta herşey, geçmiş olacak birgün. Örneğin, dün, yani daha bir gün öncemiz, nasıl ki bugün için geçmiş ise, bugün veya şu an yaşadıklarımız da, birazdan, bir gün sonra, yarın, artık dün sayılmayacak mı?

Yani bugün de, yarınlara baktığımızda, artık geçmişte kalmayacak mı?
Çok önemsediğimiz bugünümüz, geçmiş sayılmayacak mı?


Şu satırlar, yarın hatırlandığında, belki birileri: "Evet, birisi vardı, böyle birşeyler yazmıştı bir ara galiba..." diye, bütün bunları, bir anda, bir çırpıda geçmişin hesabına yazmayacak mı?


"Öyle ise..." diyerek ve "nasıl olsa herşey geçmişte kalıyor" düşüncesiyle, herşeyi bırakmak, umutsuzluğa kapanmak mı gerek şimdi?
ASLA!!!


Çünkü umuttur, yitirdiğini, artık dünde kaldığını sandığın o günü, yeniden yeşertecek, uyandıracak, besleyip büyütecek olan.
Yaygın bilinir. "Gün yirmidört saattir", derler. Ama inancım odur ki; yirmidört sayısı, bir uç sınırın sonsuzluğudur.


Yani, demem o ki; evrende var olan hiçbirşey bitmiyor. Hiçbir şey yitmiyor.
Yeter ki umudu yitirmeyelim...
Yeter ki yaşasın umut.


Yeter ki, yitirdiğimizi sandığımız o günün, yani o yirmidört saatlik giz sonsuzluğunda, düşlerimizin bir çocuk doğurmaya hazır olduğunu hissedelim...


Dün, önceki gün, bugün ve hatta yarınlar, gelecekte geçmiş olsa bile, umut hep varolacak. Hep varolacak.
"Onunkisi de bir umut işte!"demeyin, sakın!


Unutmayalım ki; umut varsa, varız.
Umudun varsa, varsın!


Yoksa NİYE VARSIN! Söyle; NİYE VARSIN!


(Mehmet CANBOLAT Yorumladı)
Toplum Gazetesi/ALMANYA: (Bir Yudum Edebiyat: 8 Ağustos 2017)


https://www.facebook.com/296410634047470/videos/359703214384878/

 

HABERLER