TÜRKİYE AB GERİLİMİNDE SÜREÇ NEREYE GİDİYOR?

Türkiye ile Almanya'nın yanısıra, Hollanda ve Avusturya arasında son yıllarda başgösteren siyasi ve diplomatik çekişme, Ankara ile Brüksel hattına yayılan bir gerilime dönüşmeye başladı.


Frankfurt Üniversitesi’nde düzenlenen bir panelde konuşan T.C. Frankfurt Başkonsolosu Burak Karartı, Türkiye’nin, özellikle mültecileri ülkede barındırma örneğinden yola çıkarak, AB’nin güvenliği bağlamında vazgeçilmez bir role sahip olduğunu kanıtladığına vurgu yaptı.


Başkonsolos: „Avrupa Birliği’nin de, bizi uzun vadeli bir işbirliğinin önemli bir partneri olarak görmesini bekliyoruz. Yani AB, ahde vefalı olmalı ve Topluluk ile Ankara arasında yapılmış, yürürlükteki mevcut anlaşmalara sadık kalmalıdır“ dedi.


Frankfurt Üniversitesi öğretim üyesi ve Türkiye İslam konulu araştırma ve projeleriyle tanınan Prof. Dr. Susanne Schroter’in yönettiği açık oturumda, Hessen eyaleti Avrupa İlişkilerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lucia Puttrich de konuşmacı oldu.


Hessenli bakan, geçen yılın Ekim ayından bu yana „Kardeş Bölge“ Bursa Valiliği ile yaşanan krizi aşmak için Mart ayı ortasında Türkiye’de gerçekleşen görüşmeyi öncelikli konu edindi ve görüşmelerin olumlu ve geleceğe yönelik umut verici tonda olduğunu belirtti.


„2010’dan bu yana süren Kardeş Bölge Projesi’nde duralan ilişkileri, yeniden rayına oturtmak, temel hedefimizdir“ diyen Lucia Puttrich, Bursa Valisi İzzettin Küçük ile yaptığı görüşmede, geleceğe yönelik projeler kadar, Türkiye’de yaşanan demokrasi ve insan haklarış, hukuk devletinde yapılan olumsuz gözlemlerin de ele alındığını kaydetti.


Bakan, aynı görüşmede, Hessen ile Bursa arasındaki Bölgesel Kardeşlik Projesi’ni imzalayan ve ancak halen FETÖ Terör Örgütü suçlaması kapsamında cezaevinde bulunan eski Vali Şehabbettin Harput’un durumunun da ele alındığını belirtti.
Avrupa İlişkileri Bakanı Puttrich ayrıca, Bursa’da yerleşik sivil toplum örgütünden temsilciler ile de biraraya gelindiğini sözlerine ekledi.


Bayan Bakan: „Görüşmeye muhatap temsilciler, bize buluşmamızda, -- iyi ki geldiniz-- diyerek, bölgesel işbirliği projesinin devamı konusunda umut verici davranış sergiledi. Bu gezimiz, Bursa ile ilişkilere verdiğimiz özel ilginin bir aynası olmuştur. Amacımız, iki toplum ve iki bölge arasındaki ilişkileri güçlendirmektir. Şu günlerde iki bölge de zor bir süreçten geçiyor. Ancak birlikte empati kurarak zorlukları aşacağız“ diye konuştu.


Puttrich, 16 Nisan’da gerçekleşecek olan Anayasa değişikliği referandumunun sonuçlarının, Türkiye kadar, Almanya ve AB ülkeleri açısından da büyük önem taşıdığının altını çizdi.


Başkonsolos, dinleyicilerden gelen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’yı „faşist“likle suçlayan sert sözlerinin yanısıra, yeniden gündeme giren „idam cezası“ içeren soruları yanıtlamaktan çekindi. Başkonsolos Karartı: „Takdir edersiniz ki, bir konsolos olarak, ülkemin Cumhurbaşkanının sözlerini analiz etmem mümkün olmaz. Ancak idam cezası konusunda benim şahsi fikrimi söyleyebilirim ve idam cezasına birey olarak karşıyım“ dedi.


Başkonsolos Karartı, AB üyeliği yönündeki tıkanmalara yönelik bir başka soru üzerine: „AB üyeliği, stratejik bir süreçtir. Bu sürece ilgimiz kesilmiş değildir. Türkiye, AB’nin güvenliği için vazgeçilmez role sahip olduğunu ispat etmiştir. AB de bizi uzun vadeli işbirliği sürecinde muhatap olarak görmesini bekliyoruz. 15 Temmuz darbe kalkışmasının ardından ne yazık ki- AB üyesi ülkelerden yeterli destek göremedik. Bu süreçte maalesef, Türk toplumunda AB’ye güven ve ilgi de azaldı. Sürecin yeniden hızlanması gerekir ve bunun için de AB’nin Türkiye’ye yönelik taahhütlerini yerine getirmelidir. Vize muafiyeti derhal uygulanmalı ve Gümrük Birliği güncelleştirilmelidir. AB üyesi ülkelerde Müslümanlar’a, mültecilere yönelik karşıtlığın arttığını üzülerek gözlüyoruz. AB şunu unutmamalıdır. Türkiye’yi de içine alan Topluluk, dünyada egemen hale gelen küreselleşmenin ihtiyaçlarına en iyi yanıtı verebilecek güce erişecektir. Hepsinden öte, Türkiye’nin AB’ye alınmasıyla, Topluluğun temel ve tartışmasız değerleri de, daha geniş bir çevreye yayılmış olacaktır.“ dedi.


Hessen Eyaleti Avrupa İlişkileri Bakanı Lucia Puttrich: „Almanya, darbe sonrasında Türk halkı ile yeterince empati kurmadı“ yolundaki iddiayı kabul edemeyeceğini belirtti.


Puttrich: „Bizzat Federal Şansolye Angela Merkel, 15 Temmuz’un ardından darbe kalkışmacılarına karşı açık ve net bir tavır koymuştur. Demokrasiden yana olmuştur. Evet Trükiye’nin AB’ye üyeliği konusunda bazı tıkanmalar yaşanıyor. Ancak, süreç için gerekli koşulların Türkiye’nin yeterince yerine getirmediği de gözleniyor. İnsan hakları- basın özgürlüğü ve hukuk devleti gibi temel değerlerimizi dikkate alırsak, Türkiye’deki gelişmelerden AB’nin haklı endişeleri olduğunu söyleyebilirim.“ görüşünü dillendirdi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’yı „faşit“ olmakla suçlayan sözlerini reddeden Alman bakan: „Alman toplumu, bir avuç nazi yanlısına kıyasla ezici bir çoğunlukla, aşırı sağa karşıdır. Yabancı düşmanı olduğumuz kesinlikle doğru değildir.“ dedi.


Türkiye’deki referandum konusunda da görüşünü belirten Puttrich: „Olağanüstü hal“ koşullarında, halkın demokratik hakkı olan seçimde yeterince özgür karar veremeyeceğini ve olası yeni gelişmeler konusundaki kaygısını kaydetti.
Başkonsolos Burak Karartı ise, „AB ve Üyelik“ konulu bir başka soru üzerine: „Bizim, AB bizi istemiyor diye bir kompleksimiz yoktur. Bu süreçte elbette her iki kanadın sorumlulukları vardır. Bazı şeylerin açıkça konuşulması gerekir. Sorumluluğu tek taraflı olarak sadece Türkiye’nin üzerine bırakmak, doğru değildir, adil değildir. AB, bizi gerçekten istiyorsa, artık söz üretmek yerine, eylem ortaya koymalıdır.“ dedi.


Başkonsolos: „Alman bakan Sayın Puttrich, Türkiye’de muhalifler, görüşlerini yeterince özgürce ortaya koyamıyor. Engelleniyor. diyor. Ben bunu kabul etmiyorum. Muhalif gruplar da, elbette özgürce, birçok medya organında kendi siyasi propagandasını rahatça yapabiliyor“ deyince, salonda konuklar arasında, bir şaşkınlık homurdanması gözlendi.
Hessen eyalet bakanı Lucia Puttrich, Bursa ile yaşanan gerilim bağlamında, bu krizin nasıl aşılabileceği yönündeki sorumuzu ise: „Her krizli dönem, aslında bir fırsatı da beraberinde getirir. Toplumsal dinamiklerin güçbirliğiyle, sağduyuyu ile bu gergin dönemin de en kısa sürede aşılacağını umuyoruz“ şeklinde yanıtladı.


Benzeri bir soruyu yanıtlayan Başkonsolos Burak Karartı ise: „Bu sürecin normalleşmesi, bizim de en büyük arzumuzdur. Böylesi bir dönemde, bu ülkede yerleşik Türk toplumunu temsil eden organizasyonlara ve kanaat önderlerine önemli sorumluluk düşüyor. Yani Türk toplumu, içinde yaşadığı topluma katkı sunarken, geldiği köken ülkeye olan gönül bağlarını harmanlayarak, sürecin düzelmesine önemli katkı sunabilir“ dedi.


(Mehmet CANBOLAT Yazdı, Hamide KÜÇÜKLER Görüntüledi)
Toplum Gazetesi/ALMANYA: (Haber: 17 Mart 2017)

HABERLER