TÜRK ALMAN GERGİNLİĞİNİ DAHA DA ARTIRACAK BİR SUÇLAMA BERLİN'DEN GELDİ

 

ALMANYA TÜRKİYE İLİŞKİLERİNE AĞIR BİR DARBE VURACAK AÇIKLAMA FEDERAL HÜKÜMET ADINA GELDİ:

"…TÜRKİYE, İSLAMİST TERÖRİST ORGANİZASYONLARIN MERKEZİ EYLEM PLATFORMU OLMUŞTUR.
HÜKÜMET VE CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BU TÜR ÖRGÜTLERİ DESTEKLİYOR…"

Almanya ile Türkiye arasında son aylarda karşılıklı söz düellosu ile ortaya çıkan gerilim, bugünden itibaren yeni bir dönemece gireceğe benziyor.

Almanya'da Federal Hükümet adına ve "Almanya'nın yüksek çıkarları gereği gizlilik" ibaresiyle yayınlanan ancak kamuoyuna sızan bir belge, Türkiye'yi "İslamist radikal grupların merkezi eylem platformu" olarak resmen suçluyor.

Sol Parti'nin verdiği bir soru önergesini yanıtlayan Federal Hükümet'in, Alman medyasında da geniş yer bulan bu kapsamlı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da hedef tahtasına oturtuluyor.

Buna göre, Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu'daki militan organizasyonları bizzat desteklemekle suçlanıyor.

Türkiye'yi bir hayli kızdırması beklenen bu resmi çıkışın anahatlarını şöyle özetlemek mümkün:

"…Federal Hükümet, Orta- ve Yakın Doğu'daki islamist ve terör organizasyonları ile Türk hükümetleri arasında yakın bir ilişki ve işbirliği var ve bu durum Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da desteklenmektedir. Müslüman Kardeşler, HAMAS ve Ortadoğu coğrafyasında, mevcut bir dizi silahlı terör eylem grupları ve elbette Suriye'deki silahlı muhalif müslüman gruplar adına dayanışma gösterileri, destek girişimleri AKP hükümetince ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ön plana çıkartılıyor. HAMAS ile ilişkiler yoğunluk sergiliyor…"

Bu yaklaşım biçimi, Batılı medyada Almanya'da Federal Hükümet açısından yeni bir adım olarak tanımlanıyor ve: "Federal Hükümet bu açıklamasıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile terör örgütleri arasında ilk kez bir doğrudan bağıntıya işaret ediyor" diyor.

Bilindiği gibi, Hamas, 2003 yılından bu yana AB tarafından "terör örgütü" olarak tanımlanıyor ve Türkiye'nin, bu tabloya rağmen, sözkonusu örgütle ilişkilerini artırdığına dikkat çekiliyor.
Bu değerlendirmeye kaynak olarak Federal Hükümetin resmi yanıtını gösteren örneğin Alman 1. Televizyonu ARD, farklı bir yaklaşımı, yine bu açıklamaya dayanarak şöyle dile getiriyor:

"…Türkiye özellikle 2011 yılından bu yana, adım adım islamist ögelerle bezeli iç ve dış politikasıyla dikkati çekmeye başladı. Bu gelişme ise, Türkiye'nin, Yakın ve Ortadoğu'daki islamist terörist organizasyonların merkezi eylem platformuna dönüştüğünü kanıtlıyor…"

Federal İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Ole Schröder imzasını taşıya bu resmi açıklamanın, iki ülke arasındaki ilişkilerin biraz daha gerilmesine yol açmasından endişe ediliyor.

Nitekim ilk yorumlarda, bu olası kırılma noktasına işaret eden Alman medyası, Merkel'in öncülüğünde, Ankara ile AB arasında imzalanan "Mülteci Geri Kabul Anlaşması'nı da hatırlatıyor.

Politik gözlemciler, Merkel'in, Türkiye'den gelen ve Berlin'e yönelik sert ve dışlayıcı söylemlere bugüne kadar sessizliği tercih ettiğine işaret ediyor ve: "Ve hatta Merkel'in yanısıra, Dışişleri Bakanı Frank Walter Steienmeier de, kanlı darbe girişiminden sonra, bir ülkenin böylesi gerilim içinde, söylem sertliğine yönelmesini doğal karşılamıştı. Sert söylemlerin anlayışla karşılanmasını istemiş ve yangına körükle gidilmemesi konusunda Alman siyaset dünyasına soğukkanlılık tavsiye etmişti." diyor.

Anımsanacağı gibi, Berlin Hükümeti, "Türk Hükümetinin, İslamist terör grupları ile doğrudan ilişkisi olabileceği" yönünde bu kadar açık seçik bir ifade kullanmamıştı. Bu tür niyetleri ise, ya cümle içinde dolaylı ifadelerde dillendirmişti

Bu son açıklama ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın isminin birkaç kez kullanılması ve büyük harflerle yazılması bağlamında, iki ülke arasında yeni bir çatışmanın ön habercisi özelliği taşıyor.

Bu arada Almanya Dışişleri Bakanlığı ile bir görüş alışverişinde bulunulmadan, doğrudan Federal İçişleri Bakanlığı ve istihbarat birimlerinin verilerine dayanılarak yapılan bu resmi açıklama, siyaset dünyasında da farklı biçimlerde yorumlanmaya başlandı.

Örneğin Sosyal Demokrat Parti SPD dış politika sözcüsü Rolf Mützenich, açıklamayı sert bir dille kınadı ve: "Bu açıklamanın, Dışişleri Bakanlığı'nın görüşü alınmadan yapılmış olması, talihsizliktir. Tek endişem, Ankara ile Berlin arasındaki gerilim, bugünden itibaren daha da sert boyut alacaktır. Unutmayalım, Türkiye NATO'nun bir üyesidir ve yine unutmayalım, bugün Türkiye'deki İncirlik Üssü'nde Alman askerleri de görev yapmaktadır." diyor.

Bu arada, Federal Hükümetin bu açıklamayı yapmasına neden olan Sol Parti ise: "Doğru düşünüğümüzü Federal Hükümet de resmen onaylamıştır. Buna bakarak, Almanya, islamist terör çetelerenin meydanına dönüşen Türkiye ile dirsek temasını sürdürmesi şaşkınlık vericidir." değerlendirmesini öne çıkarıyor.

Sol Parti'nin Dış Politika sözcüsü, Türk kökenli Federal milleekili Sevim Dağdelen ise: "Federal Hükümetin, bu gerçekler karşısında Erdoğan'ı hala temiz elli diye muhatap alması anlaşılır gibi değildir" suçlamasında bulunuyor.

Dağdelen ayrıca: "Federal Hükümet, Türk hükümetinin kirli yüzünü, Alman kamuoyuna hala sempatik göstermeye çabalaması ve böylece yanıltması, düşündürücüdür." görüşünü savunuyor.

SPD üst yönetiminde de, benzeri açıklamalar dikkati çekiyor. Bu konuda Alman medyasına konuşan Sosyal Demokrat politikacılar,: Türkiye'de mevcut hükümet, Müslüman Kardeşler terör örgütünü son yıllarda sevimli göstermeye gayret etmiştir ancak başarı oranı düşük kalmıştır. Bu sevimli gösterme çabaları, silahlı eylemden yana tercih koyan diğer bazı grupları için de geçerlidir' yorumunu yapıyor.
(Mehmet CANBOLAT Yazdı)

HABERLER