"Önceden Daa Çok Aleviydik. Mirasımız Olan Sevgiyi Galiba Yitirdik!"

Ankara'daki Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı Başkanı Murtaza Demir, Darmstadt AKM'de konferans verdi:

"Önceden Daha Çok Aleviydik. Mirasımız Olan Sevgiyi Galiba Yitirdik"

Darmstadt Alevi Kültür Merkezi Cemevi'nin daveti üzerine, kapsamlı bir sohbet toplantısında katılan Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı Başkanı Murtaza Demir, Alevi inancının son yıllarda aşırı ölçüde siyasallaştırılmasına tepki gösterdi. Demir: "Sık sık düşünüyorum. Biz önceden daha çok Alevi'ydik galiba. Alevilik, daha fazlaydı özümüzde. Şimdi sanki başka yollara yöneldik. İnanç dünyamıza siyasallaşmanın girmesiyle, sevgisizlik, bizde hızla hakim olmaya başladı. Oysa sevgi bizim özümüzdü, aslımızdı, mirasımızdı. Ne yazık ki onu da yitirdik. Biz Alevi Bektaşiler, kimilerinin yaptığı, dayattığı gibi, ayrımcılık yerine, birleştirici olmalıyız. Sünniler ayrı değildir. Sünniler ve biz Aleviler kardeştir. Meseleye ciddiyetle bakan ve tarihe vakıf olan dostlar, Sünni veya Alevi diye kendini ifade eden insanların, aslında kardeş olduklarını göreceklerdir." dedi.


Kötü hava koşullarına rağmen, değişik şehirlerden dinleyicilerin de büyük ilgi gösterdiği uzun sohbet buluşmasında Demir, cemevlerinin, insanların inancını yaşaması için varolduğunu belirtti. Demir şöyle dedi: "Ne yazık ki, Alevilik inancı ile hiçbir ilgisi olmayan insanlar, cemevlerinin yönetimini ele geçirip, kendi siyasi görüşlerini topluma mal etmeye çalışıyor. Kimsenin siyaset yapmasına karşı değilim. Ancak, cemevleri inancımız için vardır. Siyaset yapmak isteyenler için, Türkiye'de yeterince parti ve sendika veya politik sivil toplum kuruluşu vardır. İhtiyaçlarını orada giderebilirler. Aksi takdirde, inatla cemevlerine dadanıp, kendi politik görüşlerini topluma mal etmiş oluyorlar. Alevilik inancını da bu bir hakarettir. Bu gibi gruplar yüzünden, Aleviler kendi asli işlerini yapamıyor." diye sert bir çıkış yaptı.


Murtaza Demir, Türkiye ve Avrupa'da 30 yıl önce Alevi derneği olmadığını ancak günümüzde bu sayının binler ile ölçüldüğüne dikkati çekerek: "Alevilik, İslamiyetin içinde mi dışında mı? gibi tartışma yaratan kişiler, bence Alevilik içine sokulan virüs gibidir" diye konuştu.


Son yıllarda Alevi camiasında cem töreninin özünden uzaklaştığını belirten Demir, bazı sorular üzerine: "Cem, televizyonlardan canlı yayınlar yoluyla ucuz şovlara dönüşmeye başladı. Olmaz böyle birşey. Biz cem erkanını, cem gibi yapamıyoruz. Tiyatral gösteriler son derece yanlıştır. Cem'in özü böyle ucuz tüketilemez. Tüketilmemelidir. Son yıllarda sözde demokratikleşme adına, büyük bir cehalet sürecine sürükleniyoruz. Ayrıca, biz de artık cami cemaatine benzemeye başladık. Kimileri çıkmış, cem'de kadın erkek ayrı olsun, demeye başladı. Bu son derece açık bir asimilasyon yaklaşımıdır. İtikadı, özüyle yaşayamazsak, varacağımız nokta dejenerasyondur. Cem'e gelen herkes bacı-kardeştir. Başka bir gözle bakmak ve ayrışımı önermek, son derece sinsi ve tehlikelidir." diye konuştu.


Mustafa Kemal Atatürk'ü, son zamanlarda Alevi toplumunda öteleme gayreti içinde olanlara da işaret eden Murtaza Demir: "O Cumhuriyetimizin kurucu önderidir. O'nun başlattığı Kurtuluş mücadelesinde Aleviler büyük çoğunlukla O'nun yanında yer almıştır. Çünkü Cumhuriyet, Aleviler için çok önemli açılımlar getirmiştir. Bunların bir bölümü kağıt üzerinde kalmış olsa bile bu açılımlar önemlidir. Bugün Atatürk'ü milletin yüreğinden söküp almaya çalışmak, sinsi bir yaklaşımdır. Elbette Alevi Bektaşiler, 1000 yıl boyunca çok zulümler gördü. Ancak Aleviler, Atatürk'ün Kurtuluş mücadelesini zulümden çıkış için bir ışık olarak görmüştür. Bu nedenle, Atatürk'e olan saygı ve bağlılıklarını, bugün bile sürdürüyorlar. Biz Aleviler, Atatük'ün, bu ülkenin birleştirici en önemli faktörü olduğunun farkındayız ve inancındayız. Dolayısıyla, kim, nerede, nasıl ve ne şekilde inanınırsa inansın, Atatürk ilkeleri etrafında birleşecek olanların, bugün ülkemizin varlığına yönelmiş olan büyük tehditi rahatlıkla bertaraf edeceğine inanıyorum." dedi.


Türkiye'de tekke ve zaviyelerin Atatürk döneminde kapatıldığı yönündeki iddiaları da "asılsız" olarak niteleyen Demir, bu inanç merkezlerinin kapısına Osmanlı döneminde ve 1834 yılında zincir vurulduğunu sözlerine ekledi.
Alevilik tarihinde yaşanmış farklı olayları da günün koşulları içinde değerlendirip konuklarla paylaşan Murtaza Demir, Şah İsmail ve Yavuz Selim orduları arasında yaşanan tarihi Çaldıran Savaşı'na geniş yer ayırdı ve o günlerde Yavuz Selim'in beyninin, Alevi düşmanlığı ile yıkandığını ve O'ndan beslenen kin nefret duygusunun günümüzün değişik kuşaklarına kadar uzandığını söyledi.


Irk ve inanç savaşlarına karşı çıkan ve bunun cehaletten kaynaklandığının altını çizen Demir: "Bu korkunç savaşlara ramak kaldı. Bunu yenmenin tek yolu, bilime yönelmektir. Bilim insanı yetiştirmeye çaba sarfetmeliyiz." diyerek, kendi vakıfların bu yöndeki projelerinden söz etti.


Demir konuşmasında ayrıca, bugün Diyanet tarafından verilen fetvaların ayrıştırıcı nitelik sergilediğini öne sürdü ve: "Osmanlı din bilginleri bile, Saray'a yaranmak için bu kadar ayrıştırıcı kötü fetvalar yayınlamıyordu. Osmanlı'daki din alimleri bile, bugünkü fetvalar kadar ucuz değildi. Hiç kimse o zamanlar, "Hırsızlık özgürlüktür" diye bir fetva vermedi. Bugün daha kötü durumdayız maalesef" ifadesini kullandı.


Darmstadt AKM Başkanı Hüseyin Doğan ise konuşmasında, Murtaza Demir'e "Mücadelenizde yalnız değilsiniz." diyerek, özellikle bilim ve eğitim alanındaki hedefleri sonuna dek destekleyeceklerini ifade etti. Doğan, Türkiye'de yoksul Alevi çocuklarına eğitim bursu verilebilmesi için, yurtdışındaki Alevi Kültür Merkezleri'nin burs kampanyasını üstlenecek kapasitede ve güçte olduğunu söyledi ve katılarak destek çağrısında bulundu.


Doğan ayrıca şunları dile getirdi:
"Gün birlikte hareket etme günüdür. Farklılıklarımızı bir tarafa bırakarak, ülkemizin birlik ve bütünlüğü için varolan tehlikenin etkisiz kılınması için Laik Cumhuriyet' ilkelerinde buluşmamız kaçınılmazdır. Gün, anlamsız kavgaların günü değil, birlikte hareket etme ve dayanışma günüdür. Alevi camiasını iyi tanıyan birisi olarak, bu dayanışma duygusunun, özellikle şu günlerde bu toplumda daha çok yer tuttuğunu söyleyeyebilirim. Her kim hangi inançtan olursa olsun, herkesin Atatürk Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine uygun biçimde güçbirliğine yönelmesi, tek hedefimizdir." dedi. (Fotoğraf: Hamide KÜÇÜKLER)

HABERLER