KORONA SÜRECİNDE ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDE TEHLİKE!

Mehmet CANBOLAT Yorumluyor:

KORONA SÜRECİNDE ÇOCUKLARIN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Dünyayı aylardır meşgul eden Korona sürecinin çok kaybedeni var ama, „en çok hangi kesim?“ diye soracak olsam, galiba, çoğu okuyucumuz, duraklayıp kalırdı yanıt ararken.

Benim yanıtım, en çok kaybeden kesim ‚çocuklar‘ olurdu.
Çünkü okul öncesi eğitim çağı ile, okula yeni ‚merhaba‘ demiş olan küçük yaştaki çocuklar, bu sürecin gerçek anlamda kaybedenleridir.

Çünkü alınan onca tedbire ve uygulama kararlarına bakarsanız, o çocukların varlıkları, büyüklerin gündeminde az değil, hiç olmadı.

Yani adeta evlerine kapatılan çocuklar için yaşamsal önem taşıyan, örneğin emsalleriyle birlikte olma, oynama, sorunla karılaşma ve bu sorunu birlikte çözmeyi öğrenme gibi gelişim ihtiyaçları, maalesef hiç düşünülmedi, dikkate alınmadı ve önemsenmedi.

Oysa geleceğin toplumsal birlikteliğinin en temel ilk adımlarından biri de, o körpe dimağların, yani çocuklarımızın sosyalizasyonudur. Yani sosyalleşme sürecidir.

Bu çocuklar, alınan ve sürekli uzayan önlemler yüzünden işte bu haktan mahrum kalıyor ama, maalesef hakkını da arayamıyor. Büyükler kendi derdine düşmüş iken, çocuklarımız, biz erişkinlerin göremeyeceği büyük sosyal bir boşlukta bocalıyor.

Anne babaların muhakkak yoğun ilgisine rağmen, farklı bir ortamda sosyalleşmenin önemi, çok daha farklıdır oysa.

Bir diğer deyişle, alanda emsal bir çocuğun varlığı, anne babanın kendisiyle günlerce oyun oynamasından, çok çok daha önemlidir.

Varlıklı azınlık ailelerin yaşam koşulları iyi olabilir ve çocuklar, belki mevcut imkanlar sayesinde, örneğin daha geniş alanlarda, bahçede kendini bir ölçüde özgür hissedebilir.

Ama çoğunluğu oluşturan dar gelirli ailelerin, sınırlı yaşam mekanları içindeki hareketsizlik durumu, küçük çocukların ruh haline yansıyan olumsuzluk bugün olmasa bile, yakın bir gelecekte kendisini gösterecektir, diyor çocuk psikologları.

Sözün özü: Sosyalleşmede boşluk, zamanla oluşan yalnızlık duygusu, çevreye uyumsuzluk, kişilik gelişiminde eksiklik riski...

Uzmanlar, bu olumsuz gelişmeyi durdurabilmek için, çocuklara hareket özgürlüğünün mutlaka verilmesi gerektiğini söylüyor ve bu yüzden, örneğin kreşlerin, yuvaların bir an önce açılması gerektiğini hatırlatıyor.

Bu arada psikoterapistler, bu sürecin farklı kuşaklarda farklı ruhsal hastalıkları dalga dalga körükleyeceği yönünde önemli bir uyarıda bulunuyor.

Uzmanlar: „Yaşlıları, yalnız yaşayanları, psikolojik hastalık belirtisi zaten bulunanlar ile özellikle çocukları, böyle giderse zor günler bekliyor“ diyor.

Burada biraz durmak gerekiyor kanımca.

Zira, virüsün organik etkisine, ilaca, tıbbi tedbirlere sürekli biçimde yoğunlaşıyoruz ama, bu süreçte toplumun psikolojisinin bozulmaya başladığını maalesef ya göremiyor, ya da görmezden geliyoruz.

Oysa bir o kadar ciddiye alınması gereken bir tablo ile yüzyüzeyiz.

Bu konuda da önlemler alınmalı ki, Korona sürecinden sonra, toplumun büyük bölümünün, „fiziken sağlıklı görünen ancak ruhsal bağlamda darmadağın olmuş bireyler kümesi“nden oluşmaması sağlanabilsin.

Böylesi sıkıntılı süreçler, yakın bir gelecekte, telafisi zor ağır bir toplumsal travmaya dönüşmeden mutlaka önlem alınması gerektiğini gösteriyor bize.

Hem de daha fazla geç olmadan…
Sadece çocuklar için değil, Korona sürecini sıkıntılı geçiren ileri yaştaki insanlar için elbette.

Yani hem bugünümüz, hem yarınlarımız için…

Mehmet CANBOLAT Yorumladı.
Toplum Gazetesi/ALMANYA (YazıYorum: 5 Mayıs 2020)

HABERLER