DEMOKRASİ, VARSA VARIZ! YOKSA NİYE VARIZ?

Toplum Gazetesi /ALMANYA (YazıYorum: 8 Haziran 2020)

Mehmet CANBOLAT Yorumluyor:

DEMOKRASİ VARSA, VARIZ; YOKSA NİYE VARIZ?

Meslekte geçirdiğim 40 yılı aşkın süre, belki binlerce habere ve bir o kadar da yorumsu düşünceye imza attım.

Hemen her konuda, her düşünceye; (toplumsal düzene ağır sonuç doğuracağı belli eylemsel boyutu olmadığı sürece ve fikir bazında kaldığı kadar) eşit yaklaşmaya mümkün olduğunca özen gösterdim.

Bu eşitlik, kiminde biraz az olabildi, belki de biraz fazla…

Ama her seferinde herkesin düşüncesini dinleyip, yine mevcut konuya taraf veya karşı duran herkesin, söyleyecek sözü varsa, bunu dillendirmeye hakkı olması gerektiğine inandım.

Bu süreç, sadece hazırladığım haber veya yorumu zenginleştirmekle kalmadı; aynı zamanda beni de…

İnandığım yaşam felsefesinin taşıyıcı sütunları arasında her zaman önemli bir sayaç oldu. O nedenle hep söylerim:

„…Birey olarak tekil olabilirsin. Ama, bir rengin içinde farklı renk dokularını da görebildiğinde, çoğullaşmaya, büyümeye, gelişmeye başladığını farkedersin"
Ancak o zaman insan olmanın ayırdına varabiliyorsunuz.

Ve böylece, zaman içinde güçlü olabildiğini de…

Bunu meslek hayatımda hemen her dönem ama sürekli artarak yaşayageldim.

Belki şanslıydım. Ortaokul ve lise sıralarında, demokrasi kavramını bana değişik alanlarda öğreten ve onlar sayesinde içselleştirdiğim öğretmenlerim vardı çünkü.

Ve böylece hep inanageldim, uyguladım ve savundum durdum; ve gücümün yettiğince savunacağım yine yaşamın her alanında her insan için vazgeçilmez olarak gördüğüm „DEMOKRASİ“yi…

Bir meslek pratiğinden çok, yaşamın ayrılmaz ve olmazsa olmaz gerçeğidir benim için DEMOKRASİ.

Hangi farklı kültür çevresi ve ırk olsa bile, herkes için bir hak, bir fırsat olmalı DEMOKRASİ!

Peki nedir bu; mesela son yıllarda, örneğin Türkiye’de de mumla aranır hale gelen, o DEMOKRASİ?

Anlatalım, kalemimizin yettiğince…

DEMOKRASİ; hakların sokakta aranmasına hiç gerek kalmadan, tabandan „geliyorum“ diyen ve halkın genel sorunlarına çığlık olan her sese kulak vermenin ve bu sorunlara adil bir siyasi irade kullanarak, akılcı çözüm bulmanın, tek yoludur.

DEMOKRASİ; bir siyasi erkin, topluma ait birikimleri, sadece kendi çıkarı ve emelleri lehine yontarak: „benim olsun da, ne olursa olsun“ gibi suistimal etme özgürlüğü, yani „benden sonrası tufan!“ anlayışı değildir. Hele hele, toplumun çıkmazda boğulduğunu bile bile, göre göre, „itibardan tasarruf olmaz“ yalanına yönelmek hiç değildir. Çaresiz kitleleri, bir hayal ile oyalamak, asla değildir.

DEMOKRASİ; mesela haberin özgür olması gerektiğine inanmış gazetecileri veya fikrini çekinmeden söyleyenleri, aydınları, sanatçıları sudan sebeplerle gözaltına almak ve tutuklatmak değil; üretilen her olgun düşünceyi, bir „artı değer“ olarak görebilmektir. (Not: Bu satırların tasarlandığı gecenin ardından birkaç saat sonra, Türkiye'de Tele1 televizyon kanalı ile ODATV'den yine iki muhalif gazetecinin, sabahın ilk saatlerinde evlerinde gözaltına alındıkları haberi geliverdi...)

DEMOKRASİ; toplumu germek, farklılıkları ve elbette aynı düşünmeyenleri daha kolay ezmek amacıyla cepheleştirmek değil, değişik renkleri barışçıl bir bütünlük içinde toplamak ve toplumsal faydayı yaratmak amacıyla, ortak bir sinerjiyi üretebilmektir.

DEMOKRASİ; aykırı görüşleri anlamaya çalışmak, empati kurmak ve bunların içinden, sistemi bir adım öne götürecek boyutta olanları, bir varsıllık olarak değerlendirebilmek ve bayrağı bir adım öne taşıyabilmektir.

DEMOKRASİ; en aykırı, en radikal düşünceyi bile dinleyebilmek ve ona karşılık: „Düşüncene özgürlük adına saygı duyuyorum. Ancak benim, farklı bir görüşte olduğumu da bilmeni isterim“ diyebilmektir.

Buna inanmayan güçlerin egemen olduğu ülkeler, özgürlük merdiveninde, ne yazık ki en alt sıralarda sürünür ve güven kaybı yüzünden „Demokrasi“ sıralamasında küme düşer.

Çünkü:

DEMOKRASİ; halk için vardır, halk olduğu için vardır, halkın temel hakkı olduğu için vardır.

DEMOKRASİ, Gazeteci İçin; Gazeteci İse DEMOKRASİ İçin Vardır.

DEMOKRASİ VE GAZETECİ, SADECE HALK İÇİN VARDIR.

ASLA, EGEMENLER İÇİN DEĞİL!..

Ama dünyanın neresinde olursa olsun…

Hep duyageliyoruz... Görüyoruz da... 
Hangi ülkede demokrasi sorunu varsa, o ülke, nedense hep bir „dış güçler“ gibi bir söylem sarmalında oyalanıyor ve şartlanan toplum, karanlıkta kendi gölgesini arayıp duruyor.

Sistematik biçimde yaratılan „düşman“ algısı, giderek kollektif tepkiye dönüşüyor. Yel değirmenine savaş açmak gibi bir şey yani...

Hem de kendi içinde büyüyen demokrasi düşmanlığını görmeden…

„Demokrasi, eşitlik, hukuk ve özgürlük gibi temel insanlık değerleri, bir gün bana da lazım olabilir“ diye, bir kez olsun, düşünmeden…

Ne diyelim;

Herşeye rağmen „DEMOKRASİ“ dilemekten başka…

Ama gerçekten inanarak ve mücadeleye devam diyerek…

Çünkü demokrasi varsa, varız.

Yoksa, NİYE VARIZ?..

Mehmet CANBOLAT Yorumladı.

Toplum Gazetesi /ALMANYA (YazıYorum: 8 Haziran 2020)

HABERLER