CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİM DEVAM ETSEYDİ, ERDOĞAN'I KUTLARDIM"

"BUGÜN HALA CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİMDE OLSAYDIM, ERDOĞAN'I ARAYIP TEBRİK EDERDİM"
 
Almanya'nın Önceki Cumhurbaşkanlarından Christian Wulff, "Seçim, Demokrasi, Hukuk Devleti, Çoğunluk ve Azınlık Hakları" Konularında Mehmet Canbolat'ın Sorularını Yanıtladı
 
Almanya’nın 10. Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçen Hıristiyan Demokrat politikacı Christian Wulff, Avrupa ülkelerinde esen „redçi“ tavırlara rağmen, Türkiye’de seçim sonuçlarını farklı yaklaşımla değerlendirdi ve: „Demokrasi, halkın yönetimidir. Erdoğan’ı da halk seçmiştir. Bugün Cumhurbaşkanlığı görevim devam etmiş olsaydı, elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arar, kendisini kutlardım.“ dedi.
 
Christian Wulff, „Kutlama sırasında kendisine ne söylemek isterdiniz?“ yolundaki sorumuza ise: „Elbette bazı şeyler söylerdim. Dostluktan söz ederdim. Bizimle yakınlaşmasını söylerdim. Demokrasiyi konuşurdum.“ yanıtını verdi ve: „Ben demokrasiye inanan birisiyim. Demokrasi, halk yönetimi olduğuna göre, Türk halkının kararına da saygı duymak zorundayız“ diye konuştu.
 
2013 yılında Tarsus Belediyesi’nin „Fahri Hemşerilik Beratı ile onurlandırdığı ve Türk Alman ilişkilerine olumlu katkılarından ötürü, kentin sembol anahtarını verdiği Wulff, „Demokrasi“ konusunu biraz daha açarak, şunları söyledi:
 
„...Federal Anayasa Mahkemesi’nin de de ifade ettiği gibi, bir ülkede hükümetlerin arasıra, değişip değişmediğine bakarak da demokrasi tanımlanabilir. İşte böylesi bir demokrasi anlayışından hareket ederek, bir toplumda daha aydınlanmış bireyler, aydınlanmış, orta dengesi bulunmuş bir demokrasi ekseninde yoğunlaşmak gerekir. Aksi takdirde, demokrasi tehlikede demektir ve bu süreç, demokrasiyi, bir toplumda çoğunluğu oluşturan gücün, azınlığın haklarını gözardı eden bir baskı egemenliğine sürükler.“
 
"İSLAMİYET, ALMANYA'NIN BR PARÇASIDIR"
 
Wulff ayrıca, karşı yönde kimi rüzgarlara rağmen: „Cumhurbaşkanlığım döneminde bir söz söylemiştim. „İslamiyet, Almanya’nın parçasıdır“ demiştim. Bu sözümün bugün de arkasındayım“ dedi.
 
Almanya’nın 10. Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Frankfurt’taki görüşmemizde „Demokrasiye sahip çıkmayı, yurttaşlık görevi“ olarak tanımladı.
 
Wulff, Mehmet Canbolat'ın „Demokrasi için hepimizin sorumluluk üstlenmesini istiyorsunuz ama, Almanya’da, Avrupa’da ve dünyada rüzgar ters yönden esiyor. „Demokrasi’ kavramı, toplumda pek revaçta değil. İnsanlar, sanki, „sırf demokrasi karın doyurmuyor“ gibi bir anlayış içinde. Siz geleceği nasıl görüyorsunuz?“ şeklindeki sorusuna ise, şu yanıtı verdi:
 
„Haklısınız. Tehlikeyi ciddiye almak gerekir. Dünyamız hızlı bir gelişim sürecinden geçiyor ve bu hız içinde, kimi toplum kesimleri, belki görülemedi. Bu insanlar da, unutulmuşluk duygusu içinde olabilir.“
 
Gerek Almanya’dan gerek Fransa ve USA’daki ihmal edilmişlik örnekleri de anlatan Christian Wulff ayrıca, birçok ülkede sert siyaset yöntemiyle son zamanlarda öne çıkan politikacıları da değerlendirdi.
 
Alman politikacı, azınlık haklarının da, Batılı demokrasi anlayışı gereği mutlaka gözetilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
 
"TÜRKİYE'DE İDAM CEZASI TARTIŞMASI"
 
Christian Wuff, Türkiye’deki seçimleri değerlendirirken, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın „Eğer TBMM idam cezasını karara bağlar ve önüme gelirse, imzalarım“ sözünü hatırlattı.
 
Wulff: „Bu çoğunluğun demokrasisidir.“ dedi ve ekledi: „Ama bizim anlayışımıza göre, sadece çoğunluğun karara bağladığı bir durum, demokrasi değildir. Demokrasi ayrnı zamanda, azınlığın da haklarını korumaktır. Çoğulculuktur. Renkliliktir. Değerlere saygıdır. Bunların hepsi, çoğunluğun kararından çok daha önemlidir.“
 
Göreve geldiği ilk haftalarda, Avrupa’da Müslümanlar’ın toplumsal yaşamda haklarını savunduğu için, Batı’da şimşekleri üzerine çeken Christian Wulff,
„...Demokrasi’nin geleceği ne olabilir?“ sorumuza
verdiği yanıtını ise, ilginç bir örnekle genişletti:
 
„Sayın Erdoğan, bugün yüzde 53 civarında bir oy almıştır. Ancak bir sonraki seçimde yüzde 47 oy alacak olsa, o zaman imzaladığı idam cezasının kurbanı, bizzat kendisi de olabilir. Bu nedenle, demokrasilerde, muhalefetin de, çoğunluğu sağlayıp, iktidara gelebilmesi, bazen mümkün olabilmelidir. Muhalefetin hakkı kısılacak olursa, demokrasi değer yitirir...“
 
FRANKFURT KONFERANSI
 
Rhein Main bölgesinde yerleşik farklı sektörlerden girişimciler, yatırım ve finans uzmanları ve yöneticileri bünyesinde barındıran ve 40 yıllık geçmişi bulunan „Wirtschaftsclub Rhein-Main e.V.’ adlı kuruluşun davetlisi olarak Frankfurt’a gelen Christian Wulff, Villa Bonn salonunda konferans verdi.
 
Almanya ve Avrupa’nın, dünü, bugünü ve geleceğini irdeleyen, düşünce ve öngörülerini anlatan Wulff, dünyanın birçok bölgesinde kaynama olmasına rağmen, Almanya’nın durumunun çok iyi olduğunu hatırlattı ve ağlamanın bir anlamı olmadığını söyledi.
 
Almanya’daki hukuk devleti ve demokrasi anlayışının, sadece bu ülke için değil, tüm AB için önemli bir güç olduğuna vurgu yapan Christian Wulff: „Hepinize buradan sesleniyorum. Demokrasi, gelmiş geçmiş boyutta, halkın kararına imkan veren tek ideal bir yoldur. Ama demokrasi aynı zamanda kırılgandır. Çabuk eğilip bükülebilir. Bu yüzden, demokrasinin eğilip bükülmesine, kırılmasına imkan vermemeliyiz. Demokrasiye sahip çıkmalıyız ve onu her fırsat ve ortamda savunmalıyız“ dedi.
 
ALMANYA'NIN İHRACAT GÜCÜ
 
Almanya’nın, kimi yakınmalara rağmen, ekonomisiyle de güçlü bir ülke olduğunun altını çizen önceki cumhurbaşkanlarından Wulff: „Bugün bazıları çıkıp, „AB için kendi paramızı niye boşuna akıtıyoruz?“ diye garip söylemler ortaya koyuyor. Bu tür laflar, elbette toplumda bazı kesimlerin hoşuna gidebiliyor. Ama unutmayalım ki, Almanya bugün güçlü ise, ekonomisi söz sahibi ise, markasındandır. İhracat gücündendir. Bugün kimi popülist söylem cepheleri, AB’ye karşı tavır sergilese bile, ülkemize önemli bir girdi sağlayan yıllık ihracatımızın yüzde 60’ının, AB üyesi ülkelere olduğunu da unutmayalım“ şeklinde uyarılarda da bulundu.
 
Wullf ayrıca, Alman vatandaşlarının, bugün dünyanın dört bir köşesine vizesiz seyahat edebildiğini de hatırlatarak: „Bu öyle doğal bir şey değildir. Alman vatandaşına başka ülkeler neden vize uygulasın ki! Çünkü o ülkeler de, bir Alman’ın, örneğin sadece tatil için belli bir süre kendisine geldiğini ve elbette, geri döneceğini çok iyi biliyor. Vizeye gerek kalmıyor.“ diye konuştu.
 
Toplum Gazetesi/ALMANYA (Özel Söyleşi: 30 Haziran 2018)
HABERLER