BUGÜN 30 MART CUMA. ALMANYA'DA DANS YASAK!

BUGÜN 30 MART CUMA. ÖZEL BİR GÜN. ALMANYA’DA DANS ETMEK YASAK!

Takvimler bugün 30 Mart’ı gösteriyor. Farklı bir gün Hıristiyan alemi için. Çünkü özgürlükleriyle bilinen bu ülkede, bugün farklılık var. Mesela, dans etmek bile yasak. Lokallerin, diskoteklerin eğlence mekanlarının, büyük bölümü kapalı. Hatta çoğu bölgede bu dans yasağı yarın da (31 Mart Cumartesi) gece yarısına dek sürecek.

1 Nisan yaklaşıyor. Bu bir „Nisan Biiirrr“ şakası diye düşünenler olabilir. Ama değil.

Bu yasak kanunlarla belirlenmiş ve her eyalette yasağın başlama ve bitiş saatleri bile belirtilmiş. Ve insanların nelere dikkat etmesi gerektiği, en ince ayrıntısına kadar madde madde yasalarda sıralanmış.

Bugün de Alman medyası ve sosyal iletişim alanları bunlarla dolu.

Ve hemen her lokalin sanal ortam sayfasında da „Bugünden itibaren… kapalıyız. Şu maddenin şu paragrafından ötürü…“ gibi ifadeler yer alıyor.

Bilmeyen de, „Olağanüstü Hal Uygulaması“ var sanır. Evet Almanya’da bugünden itibaren birkaç gün dans etmek yasak.
Bu bir şaka değil. Bu bir gerçek.

Anlatalım:

Hıristiyan inancına göre, bugün, yani içinde bulunduğumuz Cuma günü, „matem günü“ olarak ilan edilmiştir ve her türlü eğlence yasağı vardır. Bu sadece, dans bezeli eğlenceler değil, aynı zamanda örneğin sportif etkinlikler de yapılmaz.

Yasak, kimi eyaletlerde hatta, dünkü Perşembe günü öğleden sonra başlamıştır, kiminde ise, gece yarısı 00’dan itibaren başlatıldı. Kimi de, Cuma sabah güneşi doğmadan yasağı uygulamaya soktu.

Çünkü bu Cuma, Hıristiyan alemi için kutsaldır. Çünkü Hazreti İsa’nın, bugün çarmıha gerildiğine ve öldüğüne inanılır. Bu bir acıdır ve herkesin Hıristiyan toplumunun inancına saygı duyması gerektiği söylenir.

Buna uymayanlar olduğu gerçeğinden yola çıkarak, yasalar devreye girmiştir ve dediğimiz gibi, dans başta olmak üzere, her türlü eğlendirici, keyif verici kamuya açık etkinlikler de yapılmaz. Bu yasaklayıcı uygulama, kimi bölgede bugün tamamen, ilerleyen birkaç gün ise, kimi bölgelerde kısmen yasaktır.

1 Nisan Pazar’ın ise ayrı bir önemi vardır. 2-3 günü neredeyse, inzivaya çekilerek yaşayan Hıristiyan alemi için, Pazar günü ise, bir uyanıştır. Çünkü o gün, Hasreti İsa’nın yeniden uyandığına, dünyaya geldiğine inanılır. Bu yüzden de hüzün giderek, yerini sevince bırakır. Bu sevinç, yine sakin biçimde Pazartesi günü de devam eder.

Dediğimiz gibi, yasak uygulaması, eyaletten eyalete farklılık arzediyor. Kime bölgede bu yasak, Cuma akşamı 24’e kadar uygulanırken, kimisinde ise, Pazar akşamına dek devam ediyor.

Yasaklar, kapalı salon eğlence etkinlikleri kadar, açık alanda planlanan faaliyetleri de içeriyor.

Bu yasak, sadece Hıristiyan inancından olanları kapsamıyor kuşkusuz. Hangi inançtan, hangi kökenden olursa olsun, her kesimin kültürel, geleneksel eğlenceler de arzu edilmiyor.

Mesela, Almanya’da Türkler’in, yer yer uzun düğün kuyruklarına, gece yarısı sokaklara taşan davullu zurnalı halay keyfine, salonlardan mahalleye taşan müziklere kadar tanık olunan geleneksel coşkulu, düğünleri, sünnet merasimleri, konserleri, açık alan müzikli ızgara partileri de yasak.

Kimi Türk aileler, „kültürümüzü yaşamamız engelleniyor“ diye düşünse bile, ortada, sanıldığı gibi bir ayrımcılık falan sözkonusu değil.

Herkesin bu yasağa uyması gerekiyor.

İster inanın, ister inanmayın, ister kabul edin, ister etmeyin; gerçek bu.

İnsan, yaşadığı toplumun değer yargılarına, inançlarına da saygı duyması gerekiyor.

Bu aslında, insana saygıdır.

Bir çeşit, kendini O’nun yerine koyabilmektir, O’nu anlayabilmektir.

Yani empati.

Biraz anlayış, biraz empati lütfen.
Önyargıların oluşmaması, barış içinde birlikte bir yaşamın geleceği için bir küçük adım...

(Mehmet CANBOLAT Yorumladı)
Toplum Gazetesi/ALMANYA: (YazıYorum: 30 Mart 2018)

HABERLER