Balık baştan kokmuşsa, atmak gerekir artık o baştaki balığı...

AYNAYA BAKIP KENDİ GERÇEĞİ İLE KAVGA ETMEK!

Yine uzun bir zamandilili daha gelip geçti işte hayatımızdan.

Bugün yılın son günü.

Şu an bulunduğum ortamın karşısındaki bir mekandan bağırıp çağıran insan sesleri geliyor kulağıma.

Düşünüyorum... Niçin bunca bağrışma, ötekileştirme, insanın insana yabancılaşması acaba?

Şöyle bir geriye dönüp baktığınızda, toplumun büyük bir bölümünün kendi içinde kavgalı olduğunu, siz de hemen görebilirsiniz kuşkusuz.

Bir huzursuzluk... Bir telaş...
Adı konmamış bir korku egemen...

Sanki bir yerlere yetişememe kaygısı.
Sanki bir şeyleri kaçırma endişesi;
Belki de hayatta yitip gitme sancısı...

Bu ruh hali içinde, başkalaşıyoruz, ancak farkında değiliz.

En tepedeki bağırıyor. Onun altındaki bağırıyor...

Onun... Onun... Onun da altındaki bağırmaya başlıyor.

En alttakinin canı çıksın, denir ama, can çıktıkça bağırması gereken insan ise, ne gariptir, genellikle susuyor.

Konuşan değil, kavga eden bir toplum kültürüyle karşı karşıyayız.

Karnından konuşanlarımızın sayısı günden güne artıyor.

İnandığını, düşündüğünü söyleyen değil, sadece söylenen...

Hemen herkeste birbirine birşeyler dayatma telaşı, hırsı.

Şöyle bir bakın etrafınıza.

Sabahları uyandığında, henüz elini yüzünü yıkamadan, aynaya bakıp kendisiyle kavga eden insanların sayısı, o kadar artıyor ki...

Sosyal medya denilen bir alanda herkes, dilinde söz, elinde silahıyla köşe tutmuş, öfkeyle bekliyor.

Hakaretler, saygısızlıklar, o kadar doğallaşmış artık.

Kimseler de yadırgamıyor bu olumsuz ruh halini.

İntikam güdüsüyle herkes, birbirine mislisiyle vurmayı deniyor.

Soruyorum kendi kendime...

Bize ne oldu sahi?.. Niye böyle olduk?

Balık baştan kokmuş, demeyin sakın.

Balık baştan kokmuşsa, onun da bir nedeni olmalı.

Gerekiyorsa, atın o zaman aranızdaki o balığı.
Kalkın ayağa artık. kalkın ve atın.

Herşeye rağmen, başka bir şey değil, sadece huzur olsun diyorum, yeni bir yılda. Sadece huzur...

Kavga ederek değil, konuşarak...
Bağırarak değil, tartışarak...
Saldırarak değil, özgüvenle göz hizasında olmayı deneyerek...

Ama dostça...
Ama insanca...

Hiç olmazsa insana saygıyı daha fazla yitirmeden...
Ve insan olduğunu hatırlayarak...

Ancak o zaman huzurlu bir yeni yıl dilenebilir galiba...

Mehmet CANBOLAT Yorumladı.
Toplum Gazetesi/ALMANYA (YazıYorum: 31 Aralık 2018)

 

HABERLER