ALMANYA'DA NEONAZİ TERÖRİST KADINA ÖMÜR BOYU HAPİS!

Kısa adı NSU olan Neonazi Ölüm Çetesi’nin Büyük Davası’nda beklenen gün 11 Temmuz 2018’de geldi ve Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi, tam 5 yıl süren duruşmaya ilişkin kararı açıkladı.

Almanya'da Hitler Dönemi'nin savaş suçlularının yargılandığı Nürnberg Mahkemeleri'nden sonra, ülkenin en büyük davası olarak tanımlanan Münih'teki NSU Davası şimdilik kaydıyla sonuçlanmış oluyor. Buna göre, mahkemede tek tutuklu baş terör zanlısı kadın Beate Zschäpe, ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkum edildi.

Münih'teki Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde kararı açıklayan hakim, Beate Schäpe'nin giydi hükümde, 10 masum insanın ölümüne yol açan cinayetlerde önemli sorumluluk taşıdığını da gerekçeler arasında dile getirdi.
Mahkeme, Beate Zschape’nin „Cinayetleri sonradan öğrendim“ şeklindeki ifadesini inandırıcı bulmadı ve üç kişilik çekirdek kadrodan oluşan bu ölüm timinde kadın teröristin verdiği desteği de, cinayet işlenmiş kadar bağlayıcı boyutta değerlendirdi.

Beate Zchape’nin ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını içeren karar, Almanya’nın bir numaralı gündem maddesi oldu. 

Tüm televizyon kanalları ve sosyal iletişim ağları bu konuya yoğunlaştı. Hukukçular, bu ceza kararı karşısında kadın hükümlünün belli bir zaman diliminden sonra, bir şekilde serbest kalmasının zor göründüğünü düşünüyor.

Normal koşullarda, hükümlünün, ömür boyu hapis durumunda iyi haline bakarak, 15 yıl sonra serbest kalabileceği öngörülüyor. Kimi hukukçular ise, Beate Schape’nin en iyi koşullarda, bugünden itibaren en erken 23 yıl yattıktan sonra, koşullu salıverilebileceğini söylüyor.
Sözkonusu sürelerde, hükümlünün, karar öncesinde yattığı ceza zamanı da dikkate alınıyor.
Beate Tschappe, 7 yıldan bu yana cezaevinde bulunuyor. Bunun son 5 yılı ise, Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’ndeki duruşmalarda geçti


Mahkemede ayrıca tutuklu yargılanan diğer dört Neonazi zanlıya yönelik cezalar ise şöyle:

- Andre E.: Terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan 2 yıl 6 ay hapis.
- Holger G.: 3 cinayet eylemine destek vermekten 3 yıl hapis.
- Ralf W.: 9 ayrı cinayete katkı sunmaktan 10 yıl hapis
- Carsten S.: Cinayetler sırasında henüz reşit yaşta olmadığı için, Gençlik Yasası'na göre yargılandı. Cezası, 9 ayrı katliamda destek vermekten ötürü 3 yıl hapis.

Beate Tschape’nin avukatları, Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin verdiği cezaya bir üst mahkemede itiraz etmeyi planlıyor. Sanık avukatları: „…Beate Zchäpe’nin cinayetlerle hiçbir ilgisi yok. Ancak Neonazi olmasından ötürü, adeta asıl katillerin suçu müvekkilimize yükleniyor“ dedi ve Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’ndeki hakimlerin hatalı bir karar verdiğini öne sürdü.
Sanık avukatlarının bu karara itiraz hakkı bulunuyor ve büyük olasılıkla itiraz gerçekleşecek. Dosyayı bu kez Federal Anayasa Mahkemesi inceleyecek.
Bu nedenle NSU davası, henüz tam anlamıyla bitmiş sayılmaz ve Anayasa Mahkemesi’nin vereceği üst kararı beklemek gerekiyor.

MAHKEMENİN Beate Zschape hakkında verdiği ömür boyu hapis, adil bir karar olarak yorumlanırken, diğer suçlulara verilen cezaların ise, az kaldığı belirtiliyor.
Die Welt Gazetesi sahibi Stefan Aust ise, başmakalesinde, „Yargı, olayı çözmek için elinden gelen tüm çabayı gösterdi ancak birçok soru hala açıklanabilmiş değil. Bu yüzden bu dava, yüzde yüz açıklığa kavuşturulamadı maalesef“ ifadesine yer veriyor.

Die Zeit gazetesindeki haberde ise: „Münih kentinde noktalanan bu kapsamlı dava ile, aslında Almanya biraz daha olgunlaştı, büyüdü.“ ifadeseni kullanılıyor. Haberde ayrıca: „Mahkeme, siyasi dünyadan ve medyadan yayılan bilgileri hiç dikkate almayarak, kendi çizgisini ısrarla sürdürdü ve doğru olan kararı verdi. Almanya, bir hukuk devleti olarak bu kararla kimliğini kanıtlamış oldu.“ diyor. Die Zeit gazetesi ayrıca, „ Duruşmalar bitti ancak, bu davada son söz henüz söylenmedi.“ gibi ifadesiyle, sözkonusu tarihi davanın, hala gündemde olacağına dikkati çekiyor.

Ceza tablosu ve gerekçeler olumlu bulunurken, aşırı sağ çizgisiyle dikkati çeken ve Federal Meclis’te üçüncü büyük parti olan AfD yani Almanya için Alternatif Parti, bu mahkemeyi ve sonucu bir „şov“ olarak tanımladı ve durumun gerçekleri yansıtmadığını söyledi.
Bu arada alman kamuoyunda bu karardan sonra, Almanya’da aşırı sağcı eylemlerin başgösterebileceği gibi bir beklenti de var ve bu beklenti, köşe yazarlarının yorumlarına kadar girmeye başladı.

Bu arada Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, NSU Mahkemesinin kararını değerlendirdi ve „Derin Devlet“in bu cinayetlerdeki rolünü sordu. Çavuşoğlu, bu olayın arkasında güçlerin kim olduğunun ortaya çıkarılmadığını da kaydederek: „Onlar ortaya çıkmadığı sürece, karar yarım kalmış olur. Türkiye olarak sürecin daima takipçisi olacağız“ diye konuştu.

CİNAYETLERİ HATIRLAYALIM:
2000-2007 yılları arasında Almanya’nın değişik şehirlerinde aynı tabancadan çıkan kurşunlarla katledilen 10 cinayet ülkenin gündemini yıllardır meşgul etti durdu.
Bir iki derken bu cinayetler, „Türk döner mafyasının iç hesaplaşması“ veya töre cinayetleri şeklinde kamuoyuna lanse edilmişti. Bu seride 8 Türk vatandaşının yanısıra, 1 Yunan esnaf ile genç bir kadın Alman polis memuresi yaşamını yitirmişti. Ölenlerin isimleri şöyle, Enver Şimşek, Abdurrahman Özüdoğru, Süleyman Taşköprü, Habil Kılıç, İsmail yaşar, Mehmet Kubaşık, Halit Yozgat ile Yunan vatandaşı Thedoros Bulgarides ile Michele Kiesewitter.

Bir banka soygunu sonrasında, iki Neonazi katilin bir araçta ölü bulunmasının ardından, ortaya çıkan gerçekler, 5 yılı süren bir mahkeme ve bugün açıklanan karar, hiç kuşkusuz Almanya’nın tarihinde önemli bir yer tutacak.
Dünyada Almanya’nın dış imajı bağlamında önemli bir gün olarak nitelenebilecek bugünkü son duruşma, dünya basınında da geniş yer aldı.

5 yılda toplam 438 duruşma, 280 bin sayfa soruşturma dosyası, 5 yıl boyunca mahkemeyi izleyen 24 bin 500 ilgili kişi, 93 ayrı yan dava ve 9 ayrı NSU Ölüm Çetesi soruşturma sürecini dikkate aldığınızda, toplam maliyet ise 28 milyon Euro olarak tahmin ediliyor.

Bu cinayetlerde Alman İstihbarat Servisinin de parmağı olduğu yolundaki iddialar, kamuoyunda hala giderilebilmiş görünmüyor. 5 yıl içinde onca bilgi ve bulguya rağmen, bu istihbarat servisi hakkında herhangi bir yasal yorum ve saptama, dikkati çekmiyor ve bu da kamuoyunda ayrı bir soru işareti olarak öne çıkmaya başladı.
Gerek Almanya’nın Kassel kentinde öldürülen Halit Yozgat’ın cinayetinde, gerek, banka soygunu sonrasında yakalanacaklarını anlayan iki Neonazi teröristin karavan araçta ölü bulunması, kimi bulgular, bu teröristlerin intihar etmiy olamayacaklarını ve bir şekilde gizli güçler tarafından infaz edilmiş olabilecekleri gibi bir iddiayı da gündeme getirmişti.
Bu tür kuşku ve iddialar, son 5 yıldır mahkeme sürecinde de Alman kamuoyunda ve medyada sık sık dillendirilmişti.

Mahkemenin kararı açıklanması öncesindeki son güne kadar, bu kaygılar bir kez daha dile geldi. Neonazi cinayetlerinin ilk kurbanı olan ve Nürnberg’de 2000 yılında öldürülen Enver Şimşek’in oğlu Abdulkerim Şimşek: „Belki mahkeme bir kişiyi en ağır şekilde cezalandırabilir ancak, dışarıdaki gizli sorumlular, işbirlikçileri, emir verenler bir türlü açıklanamayacak.“ diye düşünüyor. Abdulkerim Şimsek, Anayasayı Koruma Dairesi’nin bazı bilgi ve belgeleri sakladığını öne sürüyor.
Bir diğer acılı aile ise, Dortmund’tan Kubaşık ailesi. Babası Mehmet Kubaşık’ı Neonazi cinayetinde yitiren Gamze Kubaşık: „Almanya Başbakanı Angela Merkel bize, çok açık biçimde söz vermişti. En ince ayrıntısına kadar herşey aydınlanacak ve suçlular gerektiği cezayı alacaktır- demişti. Ancak Anayasayı Koruma Dairesi bazı şeyleri gizliyor. Bunların da ortaya tüm açıklığıyla çıkmaması halinde, hiçbirşey aydınlanmaz.“ diye adeta isyan etti.
Gamze Kubaşık, diğer mağdur aileler gibi „Neden Benim Babam? Neden benim eşim? sorusuna hala yanıt arıyor.
Evet çocuklar ve geride kalan eşler neden bizim babamız? Neden bizim eşimiz? sorusuna bugün de yanıt arıyor hala.
Aydınlanır mı? Bugün değil ama, kimbilir yarın, ama,, hani… diye sorularınızı kaygılarınızı dillendirip durursunuz.

Almanya’nın en önemli davası olarak tarihe geçen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde sonuçlanan bu davada yaşamını yitirenlerin isimlerini yine hatırlayalım isterseniz:

11 Eylül 2000 Nürnberg Enver Şimşek,
13 Haziran 2001 Nürnberg Abdurrahim Özüdoğru
27 Haziran 2001 Hamburg Süleyman Taşköprü
29 Ağustos 2001 Münih Habil Kılıç
25 Şubat 2004 Rostock Mehmet Turgut
9 Haziran 2005 Nürnberg İsmail Yaşar
15 Haziran 2005 Münih Yunan vatandaşı Thedoros Bulgarides
4 Nisan 2006 Dortmund Mehmet Kubaşık
6 Nisan 2006 Kassel Halil Yozgat
25 Nisan 2007 Alman polis memuresi Michele Kiesewetter.

 

Toplum Gazetesi/ALMANYA (Haber: 11 Temmuz 2018)

HABERLER