Almanya'da Dinlerarası Diyalog Sürecinde İmamların Almanca Sorunu Büyük Engel

Almanya'da Dinler Arası Diyalog Çabalarında Aksamalar Var

EN BÜYÜK ENGEL ÖRNEĞİN İMAMLARIN ALMANCA SORUNU.


Almanya'da Çok Kültürlü Etkinlikler Haftası, kimi bölgelerde Ekim ayında biterken, bazı yörelerde ise geniş programlar ile sürüyor.

Alman toplumu ile farklı din, dil, kültür çevresi ve değişik kökenden gelen insanları yakınlaştırmayı ve toplumsal birlikteliği güçlendirmeyi hedefleyen bu geleneksel etkinliğin 40 yıldır yapıldığı merkezlerden biri de, Frankfurt yakınlarındaki, yabancı nüfusu yoğun Kreis Offenbach adlı vilayetti.

Kaymakamlığa bağlı kasabalarda yapılan çok sayıda faaliyete paralel, vilayet yönetiminin bulunduğu Dietzenbach şehrinde de, etkinlikler gerçekleşti.

İşte bunlardan birisi de, değişik dinlere özgü ibadet merkezlerinden farklı açılardan çekilmiş fotoğrafdan oluşan bir sergiydi.

Kaymakamlık fuayesinde açılan bu sergide, İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik inancından ibadet merkezleri tanıtılırken, fotoğraflarda yer alan kesitler hakkında da bilgiler de veriliyor.


"İnançların Buluştuğu Nokta" adıyla açılan ve Kaymakamlık Entegrasyon Birimi tarafından hazırlanan bu sergi için bir de bir açılış kokteyli düzenlendi.

Ud ve kanun resitallerinin ardından Kaymakam Oliver Quilling'in yanısıra, projese destek sunan Rödermark Kilisesi'ndeki bayan din görevlisi Bayan Matthes kısa konuşmalar yaptı ve vilayetin yabancı nüfusu yoğun özelliğinden ötürü, dinlerin adeta buluşma merkezi olarak tanımlanabileceğini vurguladılar.

Kaymakam Quilling, 11 Eylül hava saldırısının ardından, İslamiyet'e ve Müslümanlar'a bakış açısının birden değiştiğini hatırlatarak, böylesi etkinlikler ile, oluşan önyargıları gidermeyi amaçladıklarını söyledi.

Bayan din görevlisi Matthes ise, özellik farklı kültür çevresinden öğrencilerin bulunduğu okullar ile işbirliği yaptıklarını, projeler yardımıyla, farklılığın, çeşittilik ve renklilik olduğu yönünde sonuçlara eriştiklerini hatırlattı.

Programın ikinci bölümünde, bir de açık oturum yapıldı.

İl Genel Meclisi salonundaki etkinliğe Heidelberg Musevi Yüksek Okulu Rektörü Prof. Dr. Johannes Heil, Münster'deki İslami Teoloji Merkezi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmad Milad Karimi ve Goethe Üniversitesi Katolik İlahiyatı bölümünden Prof. Dr. Joachim Valentin konuşmacı oldu.

Her üç konuşmacı kendi inanç bakış açısından dinlerarası diyalogun olup olamayacağı veya nasıl olması gerektiğini anlatırken, yaşanan zorluklara da işaret ettiler.

Prof. Dr. Ahmad Milad Karimi, diyalogun gerçekleşebilmesi için, tarafların ortak bir dili konuşması gerektiğini ifade etti.

Diyalog görüşmelerine katılan kişilerin ille de din görevlisi olmaması gerektiğini kaydeden Milad Karimi: "Bugün müslüman kesimde, din görevlisi genellikle Türkiye'den geliyor. Ancak diyalog sürdürmek için Almanca dil sorunu var. Ayrıca, 3-4 yıllığına geldikleri için, ortama adapte olamıyor. Almanlar bundan şikayetçi. Haklılar. Ancak, İslamiyet, Almanya'da resmen tanınan bir din olmadığı için ve burada din görevlisi yetiştirilmediği için böyle bir sorun yaşanıyor. Bu yüzden, Almanya'da gençler için, İslami İlahiyat eğitimi alması için, bu dinin cazibesinin artırılması gerekir. Böylece yakın bir gelecekte, çok iyi Almanca konuşan ve konuya hakim insanlarla diyalog daha anlamlı olur." dedi.

Prof. Dr. Ahmad Milad Karimi ayrıca, İslamiyet'in olmadığını, olsa olsa bu ülkede Müslümanlar'ın olduğunu kaydederek: "Ben de İslamiyeti arayan bir Müslüman'ım" ifadesini kullandı.

Müslüman Teolog daha sonra, Almanya'daki Türkler'in kimlik sorunu yaşadığını belirtti ve: "Onlar ne burada ne de Türkiye'de bir yurt edinebilmişler. Her yerde yabancı hissi içindeler. Bu nedenle, camilerde kendileri için bir korunak bir kimlik buluyorlar" dedi.

Karimi ayrıca, 11 Eyül'den sonra müslümanlara yönelik önyargıların arttığını ve farklı dinlerin barış içinde birlikte yaşama geleneğinin de gölgelendigini dile getirdi.

Karimi, bir soru üzerine, "İslamiyet'i küçük çoculara öğretebilecek düzeyde, bir Almanca kitap yok. Bu bir eksikliktir." dedi ve gençler için de İslam İlahiyatı eğitimi almanın cazip hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

Üniversite öğrencileri ile derste, zaman zaman zor dakikalar geçirdiğini ancak bundan büyük sevinç duyduğunu hatırlatan Karimi: "Bugünkü ilahiyat okuyan gençler, öyle her söyleneni hemen kabul etmiyor. En ince yönüne dek sorguluyor. Onlar bence, gelecek için diyalog sürecinde önemli birer kaynaktır. Çünkü onlar hem Kuran okuyacak hem de Aristotales'i…" görüşünü dillendirdi.

Prof. Dr. Heil, Musevi inancından din görevlisi rabinlerin de diyalog sürecinde zaman zaman sorunlar yaşadığını örnekledi.

Prof. Dr. Valentin ise, dinlerarası diyalog sürecinde zaman zaman duralmalar olduğuna vurgu yaptı ve tüm dinlerin İbrahimi dinlerden sayılmadığına dikkati çekerken, örneğin İsrail'deki Musevi din bilginlerinin, Hıristiyanlığı İbrahimi dinler grubundan saymadığının altını çizdi.

Almanya'de din görevlisi hizmeti verebilmek için kuralların çok ağır olduğunu belirterek: "Ancak politik merkezler, farklı dinlerin ibadet ihtiyacına yön verecek din görevlileri konusunda, yasal prosedüre ve uygulamalara sadık kalmıyor. Göz yumuluyor. Bu belki insani açıdan doğru olabilir ancak, hatalıdır. İşi sıkı tutmak yararlı olur" dedi.

Mehmet Canbolat ve Egemen Demir Yerinde İzledi, Yazdı)

Toplum Gazetesi/ALMANYA: (Haber: 3 Kasım 2016)

HABERLER