Almanya, Neonazi NSU Ölüm Şebekesinin Cinayetlerini Ne Kadar Aydınlatabilecek?

Almanya'da Sosyal Demokrat Parti SPD Federal Uyum ve Çeşitlilik Çalışma Grubu’nun Frankfurt’ta düzenlenen toplantıda konuşan hukukçu Mehmet Daimagüler, 2013 Mayıs ayından beri Münih’te süren NSU Davası’nı: “Nihai karar birgün elbet verilecek. Ancak perde arkasındaki gerçeklerin tamamı, bence hiçbir zaman ortaya çıkmayabilir.” şeklinde değerlendirdi.

Mahkemenin çok ağır işlemesinden ve mağdur ailelerin avukatları olarak davanın seyrini, sistem yüzünden fazla etkileyemediklerinden yakınan Daimagüler, Hessen Başbakanı Volker Bouffier ile koalisyon ortağı Yeşiller’den Başbakan Yardımcısı Tarek Al Wazir’i da sert bir dille suçladı.

“Şu an Başbakan olan Volker Bouffier, Kassel’de Halit Yozgat’ın internet lokalinde öldürülmesi sırasında İçişleri Bakanı’ydı. Bouffier, olay yerinde bulunan istihbaratçı A. Theme’ye ilişkin bilgileri açığa çıkartmamakta direndi, Sayın Bouffier, bir açıklamasında: “Hessen’in çıkarları, davanın aydınlanmasından daha da önemlidir” demişti. Utanma duygusundan yoksun bu politikacı, sözkonusu istihbaratçı polisi korumasaydı, bugün belki, bir dizi cinayet de aydınlanmış olacaktı. Almanya’nın başka şehirlerinde de Türk vatandaşları öldürüldü. Bunlar “faili meçhul” diye kayda düştü. Şimdi bu insanlar da, NSU’nun siparişi üzerine öldürülmüş olamaz mı? Belki o cinayetler de bir NSU sürecidir” diyen Mehmet Daimagüler, eli kanlı bu çetenin arkasındaki güçlerin ve finansörlerin ortaya çıkartılması gerektiğini vurguladı.

Halen Bouffier’in koalisyon ortağı konumuyla Başbakan Yardımcılığı görevini sürdüren Yeşil politikacı Tarek Al-Wazir’e de çatan Daimagüler: “Bir Yeşil politikacı olarak, durumu idare ediyor ve koalisyonun geleceğini garanti altına almak için, NSUdavasında yapılan haksızlıkları görmezden geldiği gibi izlenim yaratıyor.” dedi. Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı’ndan bazı kişilerin, NSU cinayetleriyle ilintili olduğu iddialarına da değinen Mehmet Daimagüler: “Bu teşkilat yeniden yapılandırılmalıdır.” dedi. Bu davanın aydınlanması yolunda, tüm partilerden gerçekçi ve içten bir katkı umudunu yitirdiğini belirten ve güveninin azaldığına işaret eden Daimagüler: “SPD bu partiler içinde, güvenebileceğimi düşündüğüm tek cephedir. Ama bu partide Doğulu eyaletlerde ırkçı söylemde bulunan üyelerin olduğunu da unutmayalım.“ dedi.

Mehmet Daimagüler ayrıca, bu davada nihai kararın 2016 Mayıs-Haziran aylarında açıklanabileceğini de sözlerine ekledi. NSU Davası’nda gerçeği yakalamak için Hessen Eyalet Meclisi’nde oluşturulan özel komisyonda bilirkişi olarak görev yapan Ceza Hukukçusu Johannes M. Barrot ise, “Hessen Başbakanı, gerçekleri gizlediği için yargılanamaz mı?” yolundaki bir soru üzerine: “Volker Bouffier’in tavrı, Ceza Hukuku kapsamna girmez. O yüzden hakkında ceza davası açılamaz. Olsa olsa, politik etik açısından uygunsuz bir davranış sergilemiştir.” dedi.

Bir diğer konuşmacı olan Eyalet Milletvekili Meclis Başkan Yardımcısı Heike Habermann, özel komisyonun çalışmasında, muhalefet ve iktidar partisi çekişmesinden ötürü, yeterince yol alınamadığını dile getirdi. Habermann, Münih’teki mahkemeden, yüzde yüz gerçeği ortaya koyan bir kararın çıkmasını beklemediğini söyledi. Habermann ayrıca, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın tetör örgütlerinin içinde “ajan” çalıştırmasının her zaman sağlıklı sonuç vermediğine değindi ve Thüringen eyaletinin ajan uygulamasına son veren güncel kararının iyice tartışılmasını istedi.

Tuna Fırat ve Serpil Sarıkaya’nın yönettiği açık oturumda ayrıca, Almanya’da yabancılara yönelik nefretin sebepleri ele alındı. Buna göre, sürekli gündemde tutulan mülteci tartışması, Almanya’nın yabancı kuşatma altında olduğu gibi söylemler, kışkırtıcı rol oynuyor. Konuşmacılar ayrıca, NSU cinayetler zincirinin ortaya çıkmasının ardından Anayasayı Koruma Teşkilatı bünyesinden 4 kişinin üst düzey koltuğundan uzaklaştırıldığı vurgulandı.

HABERLER