ALMAN POLİTİKACI: "BAŞARILI OLAMADIM. İSTİFA EDİYORUM"

ALMANYA'DA İSTİFA YOLU, SİYASİ BİR AHLAKTIR

Siyasetle uğraşanlar veya siyasi süreçleri biraz gözlemleyenler iyi bilir.

Bu uğraşı, insanın damarlarına bir kez bulaşmışsa, kokusu üzerine sinmiş ise, bir daha çıkması, maalesef pek kolay olmuyor.

Türkiye’deki siyasi yapılanmayı takip edenler, mutlaka ne dediğimi anlayacak ve „Bizimkiler bir kez koltuğu ele geçirmeye görsün, vermemek için her yolu dener. Sakız gibi yapışır, yine bırakmazlar“ diye düşünecek hemen.

Şu veya bu parti farketmez; Türk siyasi tarihine bakıldığında, başarılı olamayıp görevini başkasına devreden veya parti içi hoşnutsuzluğu farkedip, koltuğunu başka arkadaşına bırakan bir politikacı adı, akıllara pek gelmez galiba.

En azından, şu an aklıma gelmedi benim.

Batı’da ise, görevini başaramayınca, masayı toplamak, adeta bir gelenek olmuştur.

Alman Sosyal Demokrat Parti SPD, uzun yıllardır lider sıkıntısı yaşayan bir kitle partisi. Kemikleşmiş bir tabanı var ve hep ikinci parti olmayı başarıyor.

Son 25 yıla baktığımızda Gerhard Schröder başkanlığındaki bir dönem iktidar ve son Büyük Koalisyon dışında, genelde muhalefet görevini üstlenmiştir.

Efsane lider Willy Brandt’ın sonrasında sayısız isim genel başkanlığa getirildi. Ancak hemen hepsi, bir seçim kaybedince, görevini „gördüğü lüzum“ üzerine, koltuğunu bırakmıştır.

Avrupa politikasında önemli deneyim sahibi Martin Schulz ile son federal seçime giren Sosyal Demokratlar, ertesi gün yeniden lider tartışmasına giriverdi.

Büyük Koalisyon’a önce yanaşmayan ancak sonra kabul eden Sosyal Demokratlar, Başbakan Merkel ile bakanlıkları bile paylaştı. Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Martin Schulz’un Almanya Dışişleri Bakanlığı’nı üstleneceği de kesinleşti.

Gazete manşetlerinde, ekranlarda, sosyal medya alanlarında birkaç gün Martin Schulz konuşulurken, parti içinde birden itirazlar da yükseldi.

Ne oldu biliyor musunuz?

Bu Büyük Koalisyon pazarlığında Merkel ile görüşmeleri yapan Schulz, dün akşam bir açıklama yaparak, Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenmeyeceğini açıkladı. Bununla da yetinmeyip, „Parti Genel Başkanlığı’nı da bırakıyorum“ demez mi?

Gerekçesi ise: „Genel Başkan olarak partinin tabanına yeterince güven veremedim galiba. Bazı şeyleri başarabileceğim şeyler konusunda, anlaşılan, üyelerimizi gerektiği kadar ikna edemedim.“ oldu.

Şimdi Türkiye’deki siyasi partilerin koltuğunu bırakmayanlar aklımıza gelince, Martin Schulz’un durup dururken, „geleneklere uyma“ diyerek, hükümetten çekilmesi, genel başkanlığı bırakacağını resmen açıklaması, masal gibi geliyor insana.

İş bununla bitmiyor kuşkusuz.

Düşünebiliyor musunuz şimdi! Aynı Martin Schulz, „herşeye küsmesine rağmen“ „küskün genel başkan“ „kendisini yetkisiz ilan etmiş“ bir genel başkan olarak, Merkel’in partisi CDU ile Almanya’nın gelecek dört yılına yön verecek boyutlu Büyük Koalisyon görüşmelerini sonuçlandıran isim olacak.

Yani, kendisine cephe açan partili arkadaşların, hükümette görev alması için çaba sarfedecek.
Siyasetin garip tecellisi…

İnanması belki zor ama, gerçek bu.

Siyasetçi, bırakın 9-10 seçim kaybetmeyi, bir seçimde bile yeterince başarılı olmadığını görünce, koltuğunu bırakma iradesini gösterdiği zaman, değer kazanıyor galiba.

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit!
Başka ne diyebilirim ki…

(Mehmet CANBOLAT Yorumladı)
Toplum Gazetesi/ALMANYA (YazıYorum: 10 Şubat 2018)

HABERLER