ALMAN OTOBANLARINDA TÜRK USULÜ DÜĞÜN... TAKI TÖRENİNE SİZ DE DAVETLİSİNİZ!

Toplum Gazetesi/ALMANYA (YazıYorum: 19 Temmuz 2019)
Mehmet CANBOLAT Yorumluyor:

ALMAN OTOBANINDA TÜRK USULÜ DÜĞÜN VAR.
TAKI TÖRENİ BİRAZDAN... BUYURMAZ MISINIZ?

Almanya son 50 yılda göçün en yoğun yaşandığı Batılı ülkelerden birisi.

Türk nüfusu açısından da özellikli bölge. Sadece Alman vatandaşlığına sahip Türk aile kökenlileri sayacak olursak, 3 milyon civarında insanımız, bu ülkeyi yurt edindi artık.

Yurt edindi derken, sadece bu ülkede artık çalışıyor-oturuyor demek istemiyoruz. Aynı zamanda Türkiye’de bile yer yer tartışma konusu olan ve kamu düzenini bozduğu yasalarca belirlenmiş kimi gelenek ve görenekleri, özgür bir ülkede, sonuna kadar, hatta insanın hayal gücünü bile zorlayacak biçimde yaşamak ve yaşatmak istiyor.

Çocukların okul ve meslek yaşamına uyum sağlayabilmesi, Türk erişkinlerin toplumsal yaşam kurallarını benimsemesi ve büyük ölçüde uyumlu olması için, aradan uzun ve zorlu yıllar geçti.

Türk işyerlerinin kendine özgü uygulamalarının yarattığı bölgesel rahatsızlıkların ortadan kalkması, zor bir süreçti. Gazete arşivleri, bunun nice örnekleriyle dolu bugün.

Türk diskoları, düğün salonlarının, hizmet saatleri ve ses desibel sınırları bağlamında, ülkede geçerli kurallara ayak uydurması da hiç kolay olmadı.

Camilerin, mescitlerin, ibadet merkezi dışına taşan etkinliklerinde bölgedeki Alman sakinlerine bir ölçüde yakınlaşması, çok zamanı gerektirdi.

Ramazan vesilesiyle, şehirlerin önemli alanlarına kurulan iftar çadırları, yaz aylarında ormanlık alanlarda yayla şenlikleri bile, çevreye zarar verdiği gerekçesiyle, Alman toplumunda eleştiriye, tepkiye yol açıyor.

Ancak, zaman geçtikçe, yeni sorunlar da ortaya çıkmıyor değil. Biri bitiyor, diğeri geliyor.

Mesela Türk düğün kültürü, bugün Almanya’da sık sık gündem oluşturan ve tartışma yaratan bir durum.

Şaka değil. Türkler artık, sadece kapalı mekanlarda eğlenmekle kalmıyor ve biraz daha ileri gidiyor.

Mesela, inanması güç ama, Almanya’nın can damarı, ekonominin bel kemiği sayılan otobanlarda düğünler yapılıyor. Kesilen yolun göbeğinde davul-zurna çalınıyor, halay çekiliyor ve çiftetelli oynanıyor.

TAKI TÖRENİ İSE BİRAZDAN... Davetlisiniz...

Gelin arabasını izleyen konvoy, otobanları keserken, hızını alamayan Türk sürücüler, mutlu çifti güya onurlandırmak adına araçlarının tekerleklerine bile, aşırı hız ve frene meydan okuyarak, otobanda halay çektiriyor.

Otobanda yolları kesilen, hareket özgürlüğü ellerinden alınan binlerce sürücü ise, ne yapıyor?

Ne yapacak? Elbette kalkıp birlikte dans edecek hali yok.

Radyodan ön bir resmi uyarı olmamasına rağmen, trafiğin birdenbire durmasıyla, sinirlenip, isyan ediyor. Polis, çaresiz ve olay yerine ancak ya karşı yönden gelerek müdahil olabiliyor ya da helikopterle otoyola iniş yaparak…

Bir örneğini bizzat yaşayan birisi olarak, abartısız bir özet bu özetle yazdıklarım.

Düğünlerde kimilerinin silahla havaya sevinç atışı yapması ise, toplumu kaygılandıran bir başka tartışmalı somut durum.

Alman halkı gerek şehir meydanlarında gerek otoyollarda yaşanan bu radikal eğlence gösterisinden rahatsız ve bunu vücut diliyle gösteriyor.

Sürücüler arasında yaşanan kimi nahoş olaylar, bugüne kadar fazla düşündürücü bir sonuç yaratmadı ama, ya yarın? Ya yarın istenmedik gelişmeler yaşanacak olursa?

Olmayacağına dair, kim bunun garantisini verebilir ki?
Alman polisi de, benzeri bir kaygı içinde.

Gelen ihbarları değerlendiren polis, yol kesmelerin boyutu ve yol açtığı sonuca göre, farklı uygulama yapıyor.
Ya „şimdilik“ kaydıyla, hoşgörülü biçimde uyarıyor ve yolu açıyor ya da, para cezası kesiyor.

Gelin ve damatın aracına el koyma durumları da olmadı değil.

Nasıl bugün Suriyeli mültecilerden bir bölümünün kamuoyuna yansıyan rahatsız edici görüntüleri, Türkiye’de türk toplumunun geniş bir kesimini rahatsız ediyor ve tepkilere yol açıyorsa, Türkler’den kaynaklanan benzeri bir olumsuz tabloya karşı tepkiyi Almanya’da da böyle görmek mümkün.

Frankfurt Emniyet Müdürü Gerhard Bereswill, bundan bir süre önce Toplum24TV kanalında yaptığımız televizyon söyleşisinde, konuğum olmuştu. „Polis ve Güvenlik.. Polis ve Göçmenler“ konusunda sorularımı içtenlikle yanıtlamıştı.

Hiç aklıma gelmemişti ancak programın sonunda „Son sözleriniz varsa?..“ deyince bunu fırsat bildi ve sözümü bile tamamlamadan meseleyi işte bu Türk düğün kültürüne getiriverdi.

Çok samimi bulduğum biçimde düşüncelerini dile getirdi ve özetle şu tavsiyelerde bulundu:

„...Türkler'e seslenmek isterim. Sevgili Türk hemşerilerimiz; düğün, insan hayatında çok önemli ve anlamlıdır. Herkesi mutlu eder. Bu mutluluk, her ulusun kültüründe ortak amaçtır. Ancak, bu mutluluğu yaşamak ve yaşatmak için, başkalarının huzurunu gölgelememek gerekir. Mutlu olmak için, elbette araç konvoyları oluşturabilirsiniz. Bu sizin de demokratik hakkınızdır. Ancak, bu konvoyların şehir meydanlarındaki trafiği felç etmesi, otobanların akışkanlığının kesilmesi, üçüncü şahısların, kamunun düzenini bozmak, kesinlikle bir hak değil, açık bir suçtur. Mutlu olmak isterken, ne olur, suçlu duruma düşmeyin. Toplumsal kuralları, kamu düzenini, üçüncü şahısların özgürlüğünü düşündüğünüz ve saygılı olduğunuz takdirde, polis, düğününüze asla ceza kesmek veya dava açmak için gelmez, olsa olsa küçük bir çiçekle mutluluğunuza ortak olmayı arzu eder…“

Bu sözün üzerine ne diyebilirdim ki; Aslında, yayını yönlendiren sunucu olarak söylemem gereken son sözü, zaten Frankfurt Emniyet Müdürü, ağzımdan almış ve kendi espri üslubunca ve yeterince dillendirmişti çünkü bence…

Mehmet CANBOLAT Yorumladı.
Toplum Gazetesi/ALMANYA (YazıYorum: 19 Temmuz 2019)

HABERLER