24 TEMMUZ! NEYİN BAYRAMI ALLAHAŞKINA!..

24 TEMMUZ; NEYİN BAYRAMI ALLAH AŞKINA!

Mehmet CANBOLAT Yorumluyor:

 

Gazetecilik, tarihin en güç dönemlerinden birini yaşıyor.
Dünyanın birçok bölgesinden gelen haberler, mesleğimiz bağlamında hiç de içaçıcı değil.

Gün geçmesin ki, bir ülkeden haber ve olay peşinde koşan bir gazeteci, artık bizzat haberin kendi olmasın...

Rusya da öyle, Macaristan da öyle. Romanya da.
Amerika da. Hemen hepsinde, mesleğinin gereğini özgürce yerine getirmek isteyenlere yönelik baskı, tehdit, yıldırma ve dışlama stratejileri ve şiddet ve saldırılar, belki de kör kurşunlar duyulmasın.

Sözde özgürlükler ülkesi Amerika Birleşik Devletleri'nde bile, zaman zaman gazetecilerin örneğin Başkan Trump'un hakaretlerine hem de basın toplantılarında maruz kalmasın...

Dünya demokrasisi genel anlamda gazetecilerin içinde bulunduğu durum bağlamında hiç de iyi bir sınav vermiyor bence. Demokrasi ve düşünce özgürlüğü, basın hürriyeti bir şekilde yara alıyor.

Gazeteciler mutsuz. Gazeteciler tedirgin. Henüz yılmış değil ama, zor bir dönemeçte. Çünkü baskılar her geçen gün bir şekil de daha da artan oranda kendini gösteriyor.

Kimi ülkelerde, karanlık dosyaları aydınlatmak isterken kör bir kurşuna gidenler de var, sudan sebeplerle baskı altına alınan, siyasi baskılarla işinden ekmeğinden olan ve bir yolunu bulup, demirparmaklıklar arkasına atılan da...

Yani; ya SUSACAKSIN, ya da
SENİ DE SUSTURMASINI BİLİRİZ!

Türkiye'de de durum pek iç açıcı değil. Basın özgürlüğü endeksinde, ülkemiz 157. sırada. Meslek bağlamında, Türkiye adına bir düşündürücü konum bu.

Ve bugün 24 Temmuz 2019. Yani, 1908 24 Temmuz günü, Osmanlı İmparatorluğu'nda, gazetecilerin örnek dayanışması ve direnişi sayesinde, "Basında Sansürün Kaldırılış Günü'nün yani yüzyılın üzerine daha kaç yıl eklenmiş bugün.

24 Temmuz, kimine göre, özgürlüğün, düşünce hürriyetinin, demokrasinin ilk adımı. Bir bayram gibi sanki. Kimi cephelerden bugün bizlere gelen bayram kutlamaları, gerçekten düşündürüyor insanı.

Ama yüzyılı aşkın süre içinde, Türk gazeteciler de inanılmaz baskı dönemlerinden geçti. Çok acı çekti. Ama bugünkü kadar, böylesine belirsiz ve baskı yoğun bir dönem olmadı anımsadığım kadarıyla.

Bugün binlerce meslektaşımız işsizlik, sansür, oto sansür, davalar ve gözaltılarla baskı altında iken, neyin bayramı Allahaşkına!...

Neyin bayramı... Neyin kutlaması...

Türkiye'nin en köklü meslek gruplarından olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 24 Temmuz vesilesiyle yine zehir zemberek bir açıklama yayınlamış. 
Her satırı, altı kalın bir renkle çizilecek türden.

İki kere okudum ve ülkemiz Türkiye adına çok üzüldüm.

"...Gazetecilerin cezaevinde olmadığı bir Türkiye istiyoruz" başlıklı bu meslek açıklamasını görünce, düşüncenin, kalemin, 21. yüzyılın ortasında, hem de çok büyük hayalleri olan bir ülkede hala baskı altında olmasına isyan ediyor insan.

Oysa, özgür düşüncedir, insanlığa mum olan... ışık olan... yön olan... Basın özgürlüğüdür, ifadenin hürriyetidir, toplumların gelişmesinin önünü açan.

İtirazım var diyebilmektir, özgürlük.
Çocukların daha yuvada iken istemediği, kendince doğru bulmadığı bir şeye "hayır" diyebilmesidir hürriyet.

İtiraz edebilmesidir yanlış gördüğü bir söz veya eyleme.

Türkiye'de gazeteciler, galiba bu yüzden çok zorda.

İşte İstanbul'daki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin bugünkü açıklaması... Tam ibretlik bir açıklama:

“...24 Temmuz’un, 1971 yılından bu yana Basın Bayramı olarak kutlanılmasından vazgeçilmiştir. Gazetecilerin düşünceleri ve haberleri nedeniyle hedef gösterilmediği, işten atılmadığı, gözaltına alınmadığı, tutuklanmadığı bir Türkiye’de 24 Temmuz’u bayram olarak yaşamayı diliyoruz.

24 Temmuz’da gazetecilik mesleği tarihin en güç döneminden geçerken, gazeteciler işsizlik, sansür, oto sansür, davalar ve gözaltılarla baskı altında tutulmaya devam ediyor.

Gazetecilerin görevlerini özgürce yapmalarına müdahale edilerek halkın haber alma hakkı engelleniyor. Bugüne kadar 10 bini bulan işsiz gazeteci sayısına her gün yenileri ekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hiçbir gerekçe açıklanmadan Basın Kartı, Sürekli Basın kartı verilmeyen meslektaşlarımızın sayısı her gün artıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın açıklamasına göre bu sayı 2018 yılı sonunda bin 954’ü bulmuş durumda.

Basın Kartları Komisyonu’nun oluşturulmasıyla ilgili olarak meslek örgütleriyle hiçbir bilgi paylaşılmıyor.

Basın İş Kanunu’na göre çalıştırılan gazetecilerin dört katı kadar hukuksuz çalıştırılan gazeteci bulunuyor. Basın özgürlüğü endeksinde 157. sıradaki Türkiye, en fazla profesyonel gazetecinin hapiste olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Çalışabilen gazetecilere de iktidarın taleplerine uygun ‘tek tip haber yazmaları, tek tip gazeteci’ olmaları dayatılıyor.

24 Temmuz Osmanlı İmparatorluğunda İkinci Meşrutiyetle (1908) birlikte basından sansürün ilk kez kaldırılışını simgeliyor. O gün gazeteciler, yayıncılar olağanüstü bir dayanışma göstererek gazetelerine, matbaalarına görevlerini yapmaya gelen sansür memurlarını içeriye almıyorlar. Ertesi gün ilk kez gazeteler sansürsüz yayınlanıyor. Bu nedenle 24 Temmuz, meslek örgütlerince 1971’e kadar basın bayramı olarak kutlanıyor.

Ancak 1971 darbesinden sonra TGC yönetimi gazetecilere ve yayıncılara yönelik sıkıyönetim sansürü ve ağır baskılar karşısında 24 Temmuz’u bayram olmaktan çıkarıyor “Geleneksel Gazeteciler Günü ve Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” olarak kabul ve ilan ediyor.

Şeffaflık ve basın özgürlüğü çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Çok sesli çağdaş bir toplum olabilmenin yolu, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasından geçiyor. İktidar ve muhalefetin basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü geliştirecek, toplumsal barışı ve kardeşliği oluşturacak bir tutum belirlemesine büyük ihtiyaç duyuluyor.

Bu zor koşullarda fedakarca çalışmayı sürdüren meslektaşlarımızla 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde dayanışma içinde olduğumuzu duyuruyoruz. Gazetecilerin düşünceleri ve haberleri nedeniyle hedef gösterilmediği, işten atılmadığı, gözaltına alınmadığı, tutuklanmadığı bir Türkiye istiyoruz.”
...
...

Ne kadar zor bir süreç değil mi?

Böylesi bir tablo karşısında ve bugün bana ulaşan bazı mesajlara da bakarak, bir kez daha soruyorum kendi kendime:

NEYİN BAYRAMI ALLAHAŞKINA! NEYİN BAYRAMI???

Bu vesileyle, kapak resmimizde iki karikatüre özellikle yer verdim. Turhan Selçuk'a ait 2 evrensel boyutlu karikatür.

Türk basını ve karikatür dünyasında çizgileriyle büyüdüğüm, daha sonra mesleğimin getirdiği bir tesadüfle dost olduğum, yaşamı, düşüncesi ve çizgileri yüzünden Trükiye'de ağır ve üzücü baskılara maruz kalmış, cezaevlerine atılmış, işkenceden geçmiş, ölümüne dek onun izlerini taşıyan ve son nefesine dek basın ve düşünce özgürlüğü ilkesinden, ne pahasına olursa olsun, vazgeçmeyen, dünyaca ünlü çizerimiz Turhan Selçuk Ağabeyi de, saygı ve sevgiyle anıyorum.

Turhan Ağabey; Durumlar bildiğin gibi. Değişen birşey yok! Ama şunu bil ki, inançla savunduğun, yılmadığın, ürkmediğin, mücadelenin ışığı henüz sönmüş değil. Böyle bilesin..." diyorum.

Mehmet CANBOLAT Yorumladı.
Toplum Gazetesi/ALMANYA (YazıYorum: 24 Temmuz 2019)

HABERLER