16 NİSAN REFERANDUMUNUN YÖNÜ ÜLKÜCÜLERİN ELİNDE

Türkiye 16 Nisan (yarın) Halk Oylamas'na hazır.
Artık sayılı saatler kaldı diyebiliriz.


Yaklaşık 78 milyonluk bir ülke, nefesini tutmuş, yarınki Pazar gününde sandıktan çıkacak sonucu bekliyor.
EVET Mİ? HAYIR MI?


Türkiye kadar, Avrupa ülkeleri de işte bu sorunun yanıtına kiletlenmişe benziyor. Avrupa ülkeleri diyoruz, çünkü bu ülkelerde nereden baksanız 4,5 milyona yakın Türkiye kökenli insan yaşıyor ve onlar da, en yakın başkonsolosluğa giderek, 27 Mart 9 Nisan 2017 tarihleri arasında sandıkta "evet" veya "hyır" dedi.
Katılım ortalamasının yüzde 48 civarında olduğu söyleniyor. Seçim sonucu ise henüz belirsiz, çünkü bu oylar yarın akşam üzeri sayılacak.


Avrupa ülkeleri diyoruz, çünkü AB üyesi ülkeleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hollanda, Avusturya ve elbette Almanya ile birdenbire gerilen ve düşmanlığa dönüşen ilişkilerin şaşkınlığını yaşıyor.


Türkiye'de her iki kanat bugün son kozlarını oynuyor ve aslında kendi yazgısını seçmene sunan ve istediği sonucu elde etmek için devletin tüm imkanlarını, ne pahasına olursa olsun kullanan Cumhurbaykanı Erdoğan, yine de biraz kaygılı.


Çünkü "...YA Hayır cephesi baskın çıkarsa..." kaygısı, meydan mitinglerinde yer yer gözlerinden okunuyor. Anlamak gerek, çünkü 15 yıldır süregelen bir "Başkanlık" hayalinin suya düşmesi halinde, Batı'daki gerilen ilişkileri de dikkate aldığımızda, hareket alanının daha da daralması kaçınılmaz.
O nedenle elinden gelen her kozu deniyor.


Yasalara uysa da uymasa da... Hiç yarını düşünmeden.


Erdoğan'ın bir diğer endişesi ise, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, 16 Nisan Halk Oylaması'na üç gün kala, Cumhurbaşkanı Başdanışmalarından birinin "Türkiye'de Eyalet sistemi de olabilir" yolundaki resmi açıklamasına gösterdiği tepki.


Bahçeli'nin ağzından çıkan sözler de hiç yabana atılır gibi değil. MHP Genel Başkanı bu eline geçen fırsatla, büyük olasılıkla "Ben elimden geleni yaptım. Referandum'da hayır çıkarsa, bunun sorumlusu AKP kanadıdır" mesajını önceden dillendirmiş oluyor ve sorumluluğu üzerinden atıyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, her ne kadar "Başdanışmanım değil, ben ne söylüyorum, ona bak sen!" sözüyle, üniter yapıda güvence vermeye çalışsa bile, bana öyle geliyor ki, yarın sandıkta bugüne değin Bahçeli istediği için, "evet" tercihini düşünen MHP'li ülkücü taban, belli ölçüde bir fire verecek.


Bu kesin. Çünkü, o taban da, aklı başında insanlarla dolu.
"Bir başdanışman, Cumhurbaşkanından habersiz, çıt çıkaramaz" düşüncesinde ve Bahçeli'nin sert tepkisini "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" mesajı olarak algılıyor.
Yarın, sandıktan Hayır, kılpayı da olsa önde çıkarsa, bilin ki bunun sebebi, MHP tabanında milliyetçiliği, kuru bir söz olarak değil, gerçek yurtseverlik olarak algılamasını bilen insanlar olacaktır. Bunların sayısı, küçümsenmeyecek kadar yoğundur.


MHP'li Milliyetçi tabanda önemli köklerden biri olduğunu bildiğimiz bir seçmenin bu gece gönderdiği bir kısa video, ülkücülerin bazı şeyleri unutmayacak kadar duyarlı olduklarına da vurgu yapıyor gibi. 

Ortada bir gerçek var; o da Türk toplumunun ulus bilincinin son 15 yıldaki toplumsal ve sisteme özgü gitgeller yüzünden önemli bir sarsıntı geçirdiğini kimse inkar edemez.
Bu nedenle bu sarsıntıya yol açan başta siyasiler olmak üzere, artık herkesin öfkesini heybesine koyması büyük önem taşıyor.


Sonuç ne olursa olsun, Türkiye'nin ulusal bütünlük içinde, yeniden barış içinde bir yaşamı tesis etmesi kaçınılmazdır.


Sonuç ne olursa olsun, bugüne kadar siyasi gerilimler yüzünden karşı karşıya gelen, selamı sabahı kesen herkesin, yeni bir güne yeni bir enerji ve barışçıl duygularla hazır olması gerekiyor.


Bu yönde bugüne değin devlete yön veren başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm kurum ve kuruluşların yanısıra, belli hassas alanlarda etkin kanaat önderlerine önemli görev düşüyor.


Bunu yaparsak, hepimiz kazanırız. Türkiye kazanır.
Yapmazsak, kaybeden biz oluruz;
Kazanan ise, her zamanki gibi emperyal güçler!


(Mehmet Canbolat Yorumladı)
Toplum Gazetesi/ALMANYA: (YazıYorum: 15 Nisan 2017)

HABERLER